İNANÇ DÜNYASI

1382 SENEDEN BERİ KANAYAN YARADIR AŞURA MUSİBETİ....

Email :

~~Onuncu gün anlamına gelir. Muharrem ayının onuncu günüdür. ÅŸehitlerin efendisi Hz. Hüseyin'in (a.s), oÄŸullarının ve yarenlerinin ÅŸehadet günüdür.

AÅŸura, cahiliye döneminde resmi bayram ve resmi tatil idi. Bugünde oruç tutarlardı.

AÅŸura gününde en güzel elbiselerini giyer, ÅŸehri ışıklandırır, saçlarına kına yakarlardı. İslam'ın Ramazan ayı orucunu farz kılmasıyla AÅŸura orucu nesh edilmiÅŸtir. Cahiliye döneminde Muharrem ayının onuncu gününe neden AÅŸura dendiÄŸi konusunda ÅŸöyle anlatılır:

"Cahiliye döneminde de Muharrem'in onuncu gününe Aşııra denirdi. çünkü on peygamber, böylesi bir günde Allah'ın keremiyle keramet sergilemiÅŸlerdir."

Åžia literatüründe ise AÅŸura, İmam Hüseyin'in (a.s) 10 Muharrem'de ÅŸehadete ermesinden dolayı en büyük matem günü sayılmaktadır. Zira bu günde Peygamber ailesine en büyük zulümler reva görülmüÅŸ ve bundan dolayı İslam düÅŸmanları, bugünü bayram ve sevinç günü saymışlardır. Ancak Ehlibeyt dostları bugünü yas günü olarak görür, Kerbela'da katledilen İslam kahramanlarının ÅŸehadetlerini gözyaÅŸlarıy-la yâd ederler.

İmam Sadık (a.s) ÅŸöyle buyurmuÅŸtur:

"AÅŸura öyle bir gündür ki Hüseyin, yarenleri arasında öldürülmüÅŸ, yere düÅŸmüÅŸtü. Yarenleri de onun etrafında yere düÅŸmüÅŸlerdi ve bedenleri çıplaktı."

İmam Rıza (a.s) da ÅŸöyle buyurmuÅŸtur:

"Kim AÅŸura'yı kendine musibet ve aÄŸlama günü edinirse, Allah da kıyamet gününü ona sevinç ve mutluluk günü kılar."

Ziyaret-i AÅŸura adlı duada Emevilerin bugünü kutladıkları ve sevinç günü ilan ettikleri açıkça belirtilmiÅŸtir. Nitekim sözü edilen ziyaretnamede ÅŸöyle geçer:

"Allah'ım, bugün öyle bir gündür ki Ümeyye oÄŸulları ve ciÄŸer yiyen Hinde'nin çocukları bugünü kutladılar..."

Masum imamlar bugünün anısını canlı tutar, matem meclisleri hazırlar ve İmam Hüseyin'e (a.s) aÄŸlarlardı.

Hz. Hüseyin'i (a.s) ziyaret eder, halkı da ziyarete teÅŸvik ederlerdi. AÅŸura, onların hüzün günüydü.

AÅŸura gününde eÄŸlenmemek, çalışmamak, yas tutup aÄŸlamak, öÄŸle vaktine kadar bir ÅŸey yiyip içmemek, ev için bir ÅŸey biriktirmemek ve yas hâlinde olmak, baÅŸlıca müstahap (sevap) amellerdendir.

Emevîler ve Abbasîler döneminde geniÅŸ bir ÅŸekilde matem meclisleri düzenlemeye resmî olarak izin verilmiyordu. Ancak ÅŸiiler fırsat bulduÄŸu her yerde, AÅŸura gününde, teÅŸkilatlı bir ÅŸekilde yas merasimleri düzenleniyordu.

Tarihçilerin yazdığı üzere Muizzu'd-Devle ed-Deylemî, BaÄŸdat'ta İmam Hüseyin (a.s) için matem merasimi düzenlenmesini zorunlu kılarak AÅŸura günleri pazarların kapatılmasını, iÅŸlerin tatil edilmesini, hiçbir aÅŸçının yemek piÅŸirmemesini ve kadınların siyah giyinmiÅŸ bir halde dışarı çıkıp yas tutmalarını istemiÅŸti. Bu durum yıllarca devam etti ve kimse buna engel olamadı. çünkü o dönemde hükümet, ÅŸii hükümeti idi.

AÅŸura, asırlardır hak ile batıl arasında bir hesaplaÅŸma ve din yolunda candan geçme, fedakarlık sergileme günü olarak bilinen bir gündür. İmam Hüseyin (a.s), böyle bir günde az sayıdaki imanlı, izzetli ve onurlu yarenleriyle Yezid'in taÅŸ kalpli, dinsiz ve zalim ordusuna karşı kıyam etmiÅŸ, Kerbela'yı Allah âşıklarının kalplerinde her zaman yaÅŸayacak bir meÅŸale kılmıştı.

Her he kadar bir günle sınırlı olsa da, AÅŸura'nın bıraktığı etkiler kıyamete kadar sürecektir.

Bugün, kalplerin derinliklerinde öyle derin izler bırakmıştır ki, her yıl Muharrem ayının ilk on günü, özellikle de AÅŸura günü, tüm Ehlibeyt dostları için hürriyet abidesi, ÅŸehadet ve cihat ekoli hâline gelmiÅŸ, İmam Hüseyin'e (a.s) karşı büyük bir sevgi seli oluÅŸmasına vesile olmuÅŸtur. öyle ki, bu büyük insanlara karşı duyulan sevgi, sadece ÅŸiilerle sınırlı kalmamış, diÄŸer fırkalara, hatta gayri müslimlere dahi sirayet etmiÅŸtir.

AÅŸura, Peygamber efendimizin (s.a.a) "Hüseyin bendendir, ben de Hüseyin'denim" hadisinin tecellisi olmuÅŸ, İslam dini, ÅŸehitlerin Efendisi'nin kanıyla yeniden canlanmıştır.

İmam Humeyni'nin (r.a) tabiriyle;

"AÅŸura, adaleti isteyenlerin az bir sayıyla, fakat büyük bir iman ve aÅŸkla saray ehli zalim ve yaÄŸmacı müstekbirlerin karşısında yapılan görkemli bir kıyamdır!"

İmam Humeynî, AÅŸura hareketinin geleceÄŸe ışık tutan konumu hakkında, bir diÄŸer konuÅŸmasında da ÅŸunları söylemiÅŸtir:

"EÄŸer AÅŸura olmasaydı, Ebu Süfyan'ın cahiliyet mantığıyla İslam ruhunu ve Kitab'ı yok etmeyi istemesinin ve Yezid'in eski cahiliyet dönemlerine geri dönme hayalleriyle Peygamber evlatlarını öldürüp apaçık bir ÅŸekilde 'Ne kıyamet vardır, ne de vahiy inmiÅŸtir!' diyerek İslam'ı ortadan kaldırmaya yönelik eylemlerinin ardından Kurân-ı Ke-rim'in ve yüce İslam'ın başına neler gelebileceÄŸini tahmin bile edemezdik."

İmam Hüseyin (a.s), Kufelilerin daveti üzerine, Yezidi hükümeti istemeyen duyarlı insanlara ulaÅŸmak ve onların önderliÄŸini üstlenmek üzere Mekke'den Kufe'ye doÄŸru yola çıktığında, henüz Kufe'ye varmadan Keıbela'da, İbn-i Ziyad'ın ordusu tarafından kuÅŸatıldı. Zillete boyun eÄŸmeyip zalim hükümete biat etmeyince Kufe ordusu onunla savaÅŸtı.

İmam Hüseyin (a.s) ve yarenleri, AÅŸura günü, susuz bir ÅŸekilde ve büyük bir yiÄŸitlikle sonuna kadar savaÅŸarak ÅŸehit oldular. Bu nur kafilesinden geride kalanlar, zalimler tarafından esir edilerek Kufe'ye götürüldü.

YetmiÅŸ iki cengâver, insanlık tarihinin en büyük yiÄŸitliÄŸini sergileyerek al kanlarıyla kendilerini tarihe ve faziletli insanların vicdanlarına nakÅŸettiler, davalarını ebedî kıldılar.

ÇaÄŸdaÅŸ yazarlardan Muhammed Rıza Hekimî, Kıyam-ı Cavidani adlı eserinde AÅŸura'yı ÅŸöyle tanımlamıştır:

AÅŸura, insan ruhu için her dönemde yer alan büyük bir sofradır.

Zaman mahkemesinde büyük vicdanın yüce tecessümüdür.

İman tecelligâhında insan cesaretinin metanetidir.

İhrama bürünen feryatların kan tavafıdır.

Kan mikatında Kabe'nin tecellisidir

Hayat yolculuÄŸunda seyahat halinde olan kafileler ve neferleri için durakları ve geçitleri gösteren bir yol haritasıdır.

Aşura, amel mabedinde Tevrat'ın, İncil'in ve Zebur'un nakaratıdır.

Ebediyet levhalarında Kuran ayetlerini tane tane okumaktır.

Tel tel damarlarda akıp giden Allah'ın kanıdır.

Tebliğin zirvesindeki Hira dağının kesilmiş boğazıdır.

TebliÄŸ yolunda, KureyÅŸ'in ÅŸirki ve Umeyye oÄŸullarının cahillikleriyle Muhammed'in (s.a.a) yeniden mücadelesidir.

AÅŸura, Bedir ve Huneyn'de okunan recezlerin yeniden doÄŸduÄŸu yerdir.

Namazda şehadetin, şehadette namazın bir kez daha infilakıdır.

Batılın helak yurdunda Hakk'ın sonsuzlaştırılmasıdır.

Toplumların uÄŸrak yerlerinde Hüseyniyelerin kızıl feryadıdır.

Tarih boyunca mazlumların haykırageldiÄŸi gür sesidir. Sığınağı olmayan kimselerin baÅŸlarına çekilen insanlığa ait ÅŸefkat elidir.

AdaletsizliÄŸin ve karanlığın kol gezdiÄŸi asayiÅŸsiz dünyada hamasetle insanlığın üzerine örülen kızıl bir çatıdır.

BeÅŸeriyet mahkemesinde adalet isteyenlerin çarpan kalbidir.

Yüksek seslerle yemyeÅŸil vadilerde yankılanan zafer çığlıklarıdır.

Hayat okyanusunda denizler yaratan susuzluktur.

Özgürlük vaat eden esaretin omuzlarına yüklenen büyük bir risalettir.

AÅŸura, namaz kılanların yüz akı, Müslümanların onurudur.

AÅŸura Kabe'nin esası, kıblenin temeli, ümmetin direÄŸi, Kurân'ın hayatı, namazın ruhu, haccın bekası, Safa ve Merve'nin ihlası, MeÅŸar ve Mina'nın can damarıdır.

Aşura, İslam'ın insanlığa ve tarihe hediyesidir..

İlgili Etiketler :