AVRUPA

Avrupa 'lider' krizi yaşıyor

Avrupa 'lider' krizi yaşıyor
Email :

~~AB'nin önde gelen liderleri Theresa May, Angela Merkel, Emmanuel Macron ve Charles Michel'in ülkelerinde aynı dönemde ortaya çıkan siyasi istikrarsızlıkla boÄŸuÅŸması dikkati çekiyor.

~~Geleneksel olarak Avrupa'nın "istikrar" kaynağı olarak görülen ve kıtanın genel politikalarına yön verme kapasitesi bulunan bu ülke liderlerinin karşılaÅŸtığı siyasi karmaÅŸa, birlik genelinde sıkıntılara yol açma ihtimalini de beraberinde getiriyor.

Avrupa'nın "4M"si May, Merkel, Macron ve Michel'in ülkelerinde tekrar güçlü pozisyonlara gelip gelemeyeceÄŸi merak konusu olmaya devam ediyor.

Theresa May

İngiltere ile AB arasında geçen ay saÄŸlanan Brexit anlaÅŸması, referandum sonrasında David Cameron'ın yerini alan İngiltere BaÅŸbakanı Theresa May'in koltuÄŸunu sallayan en önemli etken oldu.

Temmuz ayında açıkladığı yeni Brexit yaklaşımının ardından kabinesinde yaÅŸanan istifalarla gücü azalan May'e, Brexit anlaÅŸmasında AB üyesi İrlanda Cumhuriyeti ile İngiltere'nin parçası olan Kuzey İrlanda arasında Brexit sonrasında fiziki sınır oluÅŸmasını engellemeyi amaçlayan "tedbir maddesi" önemli darbe vurdu.

Ülke genelinde ciddi muhalefetle karşılaÅŸan anlaÅŸmayı İngiliz parlamentosunun onayına sunmayı erteleyen May'e karşı lideri olduÄŸu Muhafazakar Parti içindeki muhaliflerin güven oylamasına gidilmesi için gereken imza sayısına ulaÅŸmasıyla dün akÅŸam oylama gerçekleÅŸti. BaÅŸbakan May, parti içi güven oylamasını 117'ye karşı 200 oyla kazandı.

May gelecek bir yıl boyunca benzer bir oylamaya tabi tutulamayacak ve bu nedenle zaman kazanmış olacak ancak May'in mevcut koÅŸullarda AB ile saÄŸladığı Brexit anlaÅŸmasını İngiliz parlamentosuna onaylatmasının zor bir ihtimal olması, baÅŸbakanın geleceÄŸini sorguya açıyor.

Angela Merkel

Sadece Avrupa deÄŸil, dünya genelinde "en güçlü kadın lider" imajına sahip Angela Merkel'in gücünü kaybetmeye baÅŸlamasını 2015'te kapılarını göçmenlere açma kararına kadar geriye götürmek mümkün görünüyor.

Ülke genelinde yoÄŸun eleÅŸtiri sebebi olan göçmen politikası, yakın zamanda koalisyon ortakları Hristiyan Demokrat Birlik Parti (CDU) ve Hristiyan Sosyal Birlik (CSU) arasında krize yol açarak hükümeti dağıtma noktasına getirmiÅŸti.

Bu krizden kısa bir süre sonra Merkel 2000 yılından beri yürüttüÄŸü CDU partisinin liderliÄŸini bırakma ve baÅŸbakanlıkta görev süresi dolduktan sonra 2021 yılında yeniden yarışmamama kararı aldı.

CDU'nun yeni genel baÅŸkanı Merkel'in gayrıresmi adayı Annegret Kramp-Karrenbauer oldu. Uluslararası basın kısaca AKK olarak hitap ettiÄŸi Karrenbauer'i "mini-Merkel" olarak tanımlasa da Merkel ve AKK arasında görüÅŸ ayrılığı oluÅŸması durumunda, Merkel'in 2021'e kadar baÅŸbakanlık görevini sürdürme isteÄŸi tehlikeye girebilir.

DiÄŸer yandan, Merkel'in liderliÄŸinde CDU, CSU ve Sosyal Demokrat Partisinden (SPD) oluÅŸan koalisyonun oldukça kırılgan olduÄŸu deÄŸerlendiriliyor.

Almanya'da eylül ayında düzenlenen genel seçimlerde koalisyon partilerinin oy kaybına uÄŸraması ve aşırı saÄŸcı Almanya İçin Alternatif (AfD) partisinin yüzde 13,2 oy oranı alarak Federal Meclise girmeyi baÅŸarması siyasi istikrarı zorluyor.

Öyle ki İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana en büyük seçim hezimetini yaÅŸayan SPD'nin bazı üyeleri koalisyondan ayrılma seçeneÄŸini sıklıkla gündeme getiriyor.

AfD'nin gelecek yıl düzenlenecek eyalet seçimlerinde, özellikle Saksonya'da baÅŸarı saÄŸlaması halinde, CDU'nun daha fazla kan kaybetmemek için Merkel'in görevini daha erken sonlandırma isteÄŸinin gündeme gelebileceÄŸini göz ardı etmemek gerekiyor.

Bu ihtimaller ülkeyi erken seçime götürme riskini beraberinde getirmenin yanı sıra Merkel'in 2021'e kadar görevde kalma isteÄŸini tehlikeye atabilecek unsurlar olarak ön plana çıkıyor.

Emmanuel Macron

Avrupa'da liderlik rolünü Almanya BaÅŸbakanı Merkel'den devralma ihtimali en yüksek kiÅŸi Fransa'nın yaklaşık 1,5 yıllık CumhurbaÅŸkanı Emmanuel Macron olmuÅŸtu.

Ancak Avrupa'da ve ülkesinde önemli reform gündemiyle dikkati çeken Macron'un ÅŸöhreti uzun ömürlü olmadı.

Fransa genelinde akaryakıt zamları ve genel ekonomik koÅŸulları protesto eden "sarı yeleklilerin" sokaÄŸa dökülmesi ve ÅŸiddet içeriÄŸi yoÄŸunlaÅŸan protestolar nedeniyle Macron görev süresi boyunca karşılaÅŸtığı en ciddi siyasi krizle baÅŸa çıkmaya çalışıyor.

"Macron istifa" sloganında birleÅŸen ve beÅŸinci kez tekrar sokaÄŸa çıkması beklenen protestoculara Fransa genelinde destek yüzde 80'i geçerken, Macron'un popülaritesinin yüzde 18'lere kadar gerilediÄŸi görülüyor.

DiÄŸer yandan, muhalefetteki sol partilerin Macron hükümetine karşı meclise gensoru önergesi sunma hazırlığında olduÄŸu belirtiliyor.

Fransa'da bir sonraki genel seçimlerin 2022'de yapılması öngörülüyor ancak Macron'un açıklamalarını ve attığı adımları yetersiz bulan "sarı yeleklilerin" protestolarının daha fazla devam etmesi, ülkenin ciddi bir kriz ortamına sürüklenme ve Macron'un cumhurbaÅŸkanlığını ciddi riske atma ihtimalini artırıyor.

Charles Michel

Geleneksel olarak Fransa ve Almanya'nın birlik politikalarına yakın duran Belçika'da ise BaÅŸbakan Charles Michel hükümetini BirleÅŸmiÅŸ Milletler (BM) Küresel Göç Mutabakatı'na verilen destek tehlikeye sokmuÅŸ durumda.

Michel'in göç mutabakatını imzalayacağını duyurmasının ardından üç partili koalisyonun milliyetçi ortağı Yeni Flaman İttifakı (N-VA) koalisyondan çekildi.

Michel, Belçika Kralı Philippe'in onayıyla istifa eden N-VA'lı bakanların yerine koalisyon ortağı partilerinin üyelerinden atamalar yaparak azınlık hükümetini sürdüreceÄŸini açıkladı.

Ancak N-VA ve muhalefet partileri YeÅŸiller ile Flaman Sosyalist Parti (SP.A) azınlık hükümetine karşı güvenoyuna gidilmesi konusunda ısrarcı. BaÅŸbakan Michel ise hükümeti güvenoyunu almakta zorlanacağı için karşı çıkıyor.

Michel'in yasal olarak güvenoyu talebini kabul etme zorunluluÄŸu bulunmuyor ancak siyasi olarak kabul etmemesi, halihazırda mecliste muhalefet partilerinin 96 sandalyesine karşı 52 sandalye bulundurabilen Michel'in liderliÄŸindeki koalisyonun, gelecek yıl düzenlecek seçimlere kadar iktidarda kalıp kalamayacağı konusunu yoÄŸun tartışmaya açıyor.

AB'yi yıpratma potansiyeli

AB'nin önde gelen ülkelerindeki siyasi istikrarsızlığın tüm birliÄŸi etkileme potansiyeli bulunuyor.

Birlik, bir yandan kıta genelinde yükselen aşırı saÄŸcı akımla boÄŸuÅŸurken, diÄŸer yandan Brexit sürecinin yarattığı belirsizlik ve sıkıntıyla baÅŸa çıkmaya çalışıyor.

Verimli bir mücadele için hala somut bir politika üretilemeyen yasa dışı göçmenler konusu ise üye ülkeler arasındaki bölünmüÅŸlüÄŸü perçinlemeye devam ediyor.

Ekonomik alanda reform sürecinde yaÅŸanan tıkanıklık ve Brüksel'deki ağır bürokratik yapının getirdiÄŸi hantallığı aÅŸma kapasitesi bulunan liderlerin yaÅŸadığı sıkıntılar da göz önünde bulundurulduÄŸunda, birliÄŸin önde gelen

İlgili Etiketler :