AB'nin kurulmasının ardından sömürgeci tarihi ve savaÅŸlarını geçmiÅŸe gömerek dünyaya "demokrasi ve insan hakları dersleri" vermeye çalışan kıtanın, kanlı bir sömürgeci geçmiÅŸi bulunuyor.
~~ABD'de siyahi George Floyd'un polis ÅŸiddeti nedeniyle hayatını kaybetmesinin ardından halklarının sokaklara döküldüÄŸü Avrupa ülkelerinin, kanlı sömürgeci geçmiÅŸleri peÅŸlerini bırakmıyor.
Floyd'un ölümünün görüntülerinin medyaya yansımasıyla ABD'de yayılan protestolar, kısa sürede Avrupa'ya sıçradı.
Avrupa'da halk, ırkçılık ve adaletsizliÄŸi protesto ederken, aynı zamanda sömürgeci geçmiÅŸi hatırlatan heykel, büst ve müzeler de mercek altına alındı.
Özellikle Avrupa BirliÄŸi'nin (AB) kurulmasının ardından sömürgeci tarihi ve savaÅŸlarını geçmiÅŸe gömerek dünyaya "demokrasi ve insan hakları dersleri" vermeye çalışan kıtanın, kanlı bir sömürgeci geçmiÅŸi bulunuyor.
"Avrupa sömürgeciliÄŸi" olarak bilinen dönemin baÅŸlangıcı, keÅŸiflerin baÅŸladığı 15. yüzyıla uzanıyor. Bu dönemde, yeni yerler keÅŸfeden Avrupalıların "kolonilerini" ekonomik ve askeri çıkar için sömürdüÄŸü belirtiliyor.
Afrika'nın doÄŸal kaynakları için birbirleriyle yarışa giren ve savaÅŸan Avrupa ülkelerinin bir kısmı 1900'lerin baÅŸlarına, diÄŸerleri 1970'lere kadar sömürü faaliyetlerine devam etti.
Öyle ki 1957'de Avrupa Ekonomik TopluluÄŸu kurulduÄŸunda bazı Avrupa ülkeleri hala sömürgeciliÄŸi sürdürüyordu.
Avrupalı ülkeler, sömürge faaliyetlerini "meÅŸrulaÅŸtırmak" için bölgeye "medeniyet götürme" yalanına ve misyonerlik faaliyetlerine sığındı. Böylelikle yüzyıllarca yerel halklar, doÄŸal kaynaklarının sömürülmesine, topraklarına el konulmasına, asimilasyona maruz bırakıldı.
İngiltere
İngilizler, 16. yüzyılda denizaşırı sömürgeye ve köle ticaretine baÅŸladı. 1783'e gelindiÄŸinde Britanya, Amerika ve Batı Hint adalarındaki sömürgelerle büyük bir imparatorluÄŸa dönüÅŸtü.
Bu ilk imparatorluk, ABD'nin doÄŸuÅŸunu saÄŸlayan Amerikan Devrimi'yle sona erse de İngilizler, 19. yüzyılda Hindistan ve Afrika'da iÅŸgalleriyle yeni bir imparatorluk kurdu.
Halen bazı sömürgelere sahip olan İngilizlerin imparatorluÄŸu, İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki bağımsızlık hareketleriyle sona erdi.
1922'de zirvesine ulaÅŸtığında Britanya İmparatorluÄŸu, dünya nüfusunun 5'te 1'ini ve dünya toplam alanının ise 4'te 1'ini yönetiyordu.
Yaklaşık 500 yıl süren sömürgecilik dönemi; köle ticareti, kölelerin sömürgelerde kullanılması, katliamlar, kıtlıklar ve toplama kamplarındaki zulümlerle dolu.
Öncelikle İngiltere, köle ticareti 1800'lerde yasaklandığı bu alanda en baskın güçtü. 16. yüzyıldan 1807'ye kadar olan dönemde yaklaşık 12,5 milyon insanın Afrika'dan Amerika ve Karayiplere köle olarak taşındığı tahmin ediliyor.
İngiltere'nin kölecilik tarihinde, 17. ve 18. yüzyıllarda köle ticareti ya da köleler tarafından üretilen ürünlerin satışıyla hem İngiltere hem de binlerce İngiliz ailesi zenginleÅŸti. "İnsan" olarak görülmeyip, "mal" olarak alınıp satılan köleler, sahipleri tarafından sık sık "cezalandırılıyor", hatta öldürülüyordu. Kölecilikle ilgili yasalar, daha çok köle sahiplerinin haklarını içeriyordu.
İngiltere, köle ticaretinin yanı sıra sömürgelerde iÅŸledikleri katliamlarla da biliniyor. Tarih boyunca birçok katliama imza atan İngilizler, son yüzyılda da durmadı.
İngiltere ile bugünkü Güney Afrika Cumhuriyeti'nin kurulu olduÄŸu bölgede yaÅŸanan 2. Boer Savaşı (1899-1902) sırasında İngilizler, çoÄŸunlukla kadınlar ve çocukları kamplarda topladı. Az yiyecek verilen aşırı kalabalık kamplarda, yaklaşık 28 bin Boer (Hollandalıların soyundan gelenler) ve bilinmeyen sayıda siyah Afrikalı öldü.
Hindistan'ın Amritsar kentinde 13 Nisan 1919'da, İngiliz sömürge yönetimine karşı yapılan barışçıl gösteriler, katliamla bastırıldı. İngiliz yetkililerin emriyle askerler, mühimmat bitene kadar ateÅŸ etmeye devam etti ve sadece 10 dakikada yaklaşık 1000 protestocu öldürüldü. Tarihe "Amritsar Katliamı" olarak geçen katliam emrini veren Brigadier Dyer, İngiliz halkının kendisine bir teÅŸekkürü olarak parayla ödüllendirildi.
Avukat Cyril Radcliffe 1947'de, Hindistan ile yeni oluÅŸturulan Pakistan arasındaki sınırı, bir öÄŸle yemeÄŸi sırasında çizdi. Onun kısa zamanını alan çizime göre, 10 milyondan fazla insan evinden oldu ve yaÅŸanan ÅŸiddet olaylarında 1 milyon kadar insan öldürüldü.
İngiliz sömürgesi altındaki Kenya'da bağımsızlık amacıyla baÅŸlatılan Mau Mau İsyanı (1951-1960) sırasında, binlerce Kenyalı öldürüldü ve kötü muameleye tabi tutuldu.
Bu ölüm ve kötü muameleleri mahkemeye taşıyan Kenyalılara bir kez daha katliamla karşılık verildi. Kikuyu kabilesi üyeleri, toplama kamplarında sistematik iÅŸkence ve ciddi cinsel saldırıya maruz kaldı. Bu toplama kamplarında 100 bin kiÅŸinin öldüÄŸüne inanılıyor.
Britanya İmparatorluÄŸu döneminde, Hindistan'dan milyonlarca ton buÄŸday İngiltere'ye ihraç edildiÄŸi için 12-29 milyon arasında Hint açlıktan öldü.
En son 1943'te dönemin BaÅŸbakanı Winston Churchill, İngiliz askerlerine ve Yunanistan gibi ülkelere Hintlerin ürünlerini gönderirken, 4 milyon kadar Bengalli açlıktan hayatını yitirdi.
Churchill, Bengal kıtlığıyla ilgili bir açıklamasında, "Hintlerden nefret ediyorum. Hayvan gibi bir dine sahip, hayvan gibi insanlar. Kıtlık, tavÅŸan gibi üredikleri için kendilerinin hatasıydı." dedi.
İspanya ve Portekiz'in imparatorluk geçmiÅŸleri, acımasız ve kanlı sömürgecilikle dolu
İspanya ve Portekiz, imparatorluk dönemlerine denk gelen 16. ve 19. yüzyıllar arasında baÅŸta Amerika ve Afrika kıtalarında çok sayıda ülkeyi sömürgesi yaptı.
1400'lü yılların sonunda Orta Amerika'daki Maya, Aztek ve ardından İnka imparatorluklarını fetih politikasıyla ortadan kaldıran İspanya imparatorluÄŸu, 19. yüzyılın baÅŸlarına kadar Orta ve Güney Amerika'da egemenliÄŸini devam ettirdi.
Bölgedeki altın madenleri ve diÄŸer zenginlikleri hedef alan İspanyolların iÅŸgalleri çok acımasız ve kanlı olduÄŸu bilinirken, bizzat Peru'yu iÅŸgal eden İspanyol Francisco Pizarro'nun belge ve günlüklerinde, İnka halkına soykırım yapıldığı ifade ediliyor.
İspanya'nın 1898'e kadar sürdürdüÄŸü Güney Amerika'daki sömürgeciliÄŸinde, Karayipler'deki Küba ve Porto Riko da önemli bir yer aldı. İspanya'nın Afrika topraklarında bilinen en büyük sömürgeleri ise Ekvator Ginesi ve Batı Sahara oldu.
Ekvator Ginesi'nde 1778'den 1969'a kadar egemenlik kuran İspanya, bölgedeki bazı katliamların sorumlusu olarak gösterildi.
İspanya'nın Pasifik'teki en büyük sömürgesi ise Filipinler oldu. Filipinler, 1521'den itibaren 300 yıl boyunca İspanya İmparatorluÄŸu'nun parçası olarak kaldı.
Portekiz
Portekiz İmparatorluÄŸu, 16. yüzyılda denizlerde kurduÄŸu üstünlükle ticari ve stratejik sebeplerden 1500-1822'de egemenliÄŸi altında tuttuÄŸu Brezilya'da sömürgeci politikalar yürüttü.
Ticaret politikasını, Afrika kıyılarında yoÄŸunlaÅŸtıran Portekiz, diÄŸer Avrupa ülkelerinin aksine 1950 ve 1960'lı yıllarda Afrika'daki sömürgelerini bırakmadı.
Angola, Mozambik ve Gine Bissau'daki egemenliÄŸini bırakmamak için 1961-1974'te kanlı sömürge savaÅŸları yapan Portekiz, bu ülkeleri iç savaÅŸlarına terk ederek bölgeden çıktı.
Almanya
Almanya 1884’ten 1. Dünya Savaşı'nın sonuna kadar Afrika kıtasında Alman Güneybatı Afrikası (Bugünkü Namibya), Alman DoÄŸu Afrikası (Ruanda, Burundi, Tanzanya), Togoland (Togo) ve Kamerun bölgelerini sömürge altında tuttu.
Bugünkü Namibya topraklarında yer alan Alman Güneybatı Afrikası'nda 1904-1907'de Alman General Lothar von Trotha'nın emriyle katliam yapıldığı, bunun Herero nüfusunun büyük çoÄŸunluÄŸunun ve Nama nüfusunun yarısının yok olmasına sebep olduÄŸu ifade ediliyor.
Tarihi belgelere ve yayımlanan raporlara göre, Heroro nüfusunun yüzde 80'i ve Nama nüfusunun da yüzde 50'si 1904-1907'de sürgünlerde ve toplama kamplarında yaÅŸamını yitirdi.
Toplama kamplarında hayatını kaybedenlerin kafa taslarını ülkeye getiren ve bilimsel deneyler için kullanan Almanların, Herero ve Namalara karşı iÅŸlediÄŸi katliam, "20. yüzyılın ilk soykırımı" olarak nitelendiriliyor.
Alman DoÄŸu Afrikası'na Vali olarak atanan Hermann Wilhelm Leopold Ludwig Wissmann, Alman İmparatorluÄŸu'nun ilk Åžansölyesi Otto von Bismarck'ın emriyle ayaklanmaları bastırarak, karşı çıkanları öldürttü, bölgeyi talan ettirdi ve tarlaları ateÅŸe verdirdi.
DiÄŸer bölgelerde olduÄŸu gibi Ruanda da en verimli bölgeleri iÅŸgal eden Almanlar, yerel nüfusu buralarda çalışmaya zorladı ve ülkenin kaynaklarını yaÄŸmaladı.
Almanya, Afrika dışında bugünkü Papua Yeni Gine, Marshall Adaları, Samoa’nın batısı ile Çin’de Kiautschou bölgesini de sömürgeleÅŸtirmiÅŸti.
Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Versay AntlaÅŸması ile Almanya'nın tüm sömürgeleri elinden çıktı.
Belçika
Belçika, diÄŸer Avrupa ülkelerine göre daha geç sömürgeciliÄŸe baÅŸlasa da ÅŸimdilerde Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Ruanda ve Burundi olarak bilinen Afrika ülkelerinde kanlı bir iz bıraktı.
Cani uygulamalarıyla zaman içinde "Kongo Kasabı" olarak anılacak Belçika Kralı 2. Leopold, 1885 tarihli Berlin Konferansı sonrasında Kongo'yu kendi mülkü ilan etti.
Belçika’nın yaklaşık 70 katı olan bölgeyi "Özgür Kongo Devleti" ilan eden Leopold, Henry Morton Stanley’i görevlendirerek "ülkeye medeniyet götüreceÄŸini" iddia etti.
Kongo'nun fildiÅŸi ve kauçuk gibi zengin doÄŸal kaynaklarının sömürülmeye baÅŸlandığı Leopold döneminde, kotalarını dolduramayan yerlilerin kendilerinin ve çocuklarının elleri ile ayakları olmak üzere uzuvları kesildi.
Brüksel'deki sarayına "Afrika Müzesi" açan Leopold, Kongo'dan getirdiÄŸi kiÅŸileri, "insanlar için düzenlenen hayvanat bahçesinde" sergiledi.
Kongo'da Leopold'un uyguladığı insanlık dışı uygulamalarda, ÅŸiddet, açlık ve hastalık nedeniyle toplumun yarısının, bazı kaynaklara göre yaklaşık 10 milyon kiÅŸinin hayatını kaybettiÄŸi düÅŸünülüyor.
Kongo, Belçika’dan bağımsızlığını 1960’ta kazanarak, Kongo Demokratik Cumhuriyeti oldu.
Belçika, diÄŸer bir sömürgecilik macerasına ise ÅŸimdilerde Ruanda ve Burundi olarak bilinen ülkelerde atıldı.
Milletler Cemiyetince 1. Dünya Savaşı'nın ardından Almanya'dan alınarak 1922-1962'de bu iki ülke Belçika kontrolüne verildi.
Belçika, iki ülkede yoÄŸun ÅŸekilde ırk ve etnik ayrıma dayanan politikalar izledi.
Ruanda'da, "Avrupai görünümlü" Tutsilerin ırk olarak Hutulardan daha üstün olduÄŸuna inanan Belçika, gruplar arasındaki ayrımı derinleÅŸtirdi.
Belçika’nın Ruanda’daki etnik politikalarının 1994'te yaklaşık 850 bin kiÅŸinin canına mal olan Ruanda Soykırımı'nın temelini oluÅŸturduÄŸu düÅŸünülüyor. İki ülke, 1962'de Belçika'dan bağımsızlığını kazandı.
Fransa
Fransa, 1524'te baÅŸlattığı sömürgecilik faaliyetleriyle Afrika'nın batısında ve kuzeyinde 20'den fazla ülkede hakimiyet kurdu. Afrika'nın yüzde 35'i 300 yıl boyunca Fransa'nın kontrolünde kaldı.

Senegal, FildiÅŸi Sahili ve Benin gibi ülkeler, o yıllarda Fransa'nın köle ticaret merkezleri olarak kullanıldı ve bölgedeki tüm kaynaklar sömürüldü.

Fransa'nın dünya savaÅŸlarında bağımsızlık vaadiyle kendi saflarında savaÅŸtırdığı ülke halklarının baÅŸlattığı ayaklanmalar da ÅŸiddetle bastırıldı.
Bölgede 5 asır süren sömürge dönemi ve bağımsızlık savaÅŸları, 2 milyondan fazla Afrikalının hayatına mal oldu.

2. Dünya Savaşı bitmeden kısa zaman önce "bağımsızlık" vaadiyle Fransa saflarında savaÅŸan Cezayirlilerin baÅŸlattığı gösterilerde, binlerce Cezayirli, Fransız askerlerince öldürüldü.
Tarihe "8 Mayıs 1945 Setif ve Guelma" katliamı olarak geçen olaylardan Cezayir'in bağımsızlığını kazandığı 1962'ye kadar ÅŸiddet olayları, sistematik ÅŸekilde devam etti.

 Cezayir Bağımsızlık Savaşı'nda yaklaşık 1,5 milyon kiÅŸi, Fransızlar yüzünden hayatını kaybetti.


Fransa'nın, 1830'dan beri Cezayir toplumunu kültürel anlamda da bir soykırımla baÅŸ baÅŸa bıraktığı biliniyor.
Cezayir'in kendi mahalli kimliÄŸinin dışında 300 yıllık Osmanlı tarihinin de büyük ölçüde ortadan kaldırılmasına neden olan Fransa, ülkede birçok kültürel ve dini eseri kendi tasarrufunda istediÄŸi gibi dönüÅŸtürdü.


Paris yönetimi, bugüne kadar sömürgeci politikaları nedeniyle devlet olarak Cezayir'den resmen özür dilemezken, Cezayir Mücahitler Bakanlığı, sömürge yılları ve sonrası dönemle ilgili 4 dosyanın iki ülke arasında hala beklemede olduÄŸunu belirtiyor.
Fransa, yüzlerce belge ve eser içeren Cezayir arÅŸivini ise ülkeye geri göndermeyi kabul etmiyor.
Fransa, asırları aÅŸan sömürgeciliÄŸinde 2 milyondan fazla Afrikalının öldüÄŸü katliamlar nedeniyle hala özür dilemezken, Afrika'da hakimiyetini devam ettirebilmek için sömürgeci yollara baÅŸvurmaya devam ediyor.
İtalya
1861'de İtalya Krallığı olarak siyasi birliÄŸini saÄŸlayan İtalya, İngiltere, Fransa, İspanya, Portekiz, Hollanda’nın aksine sömürgecilik hareketlerine daha geç baÅŸladı.
İngiltere ve Fransa'nın Afrika’yı kendi arasında bölüÅŸmesinde araya giren İtalya, ilk olarak Etiyopya’yı (HabeÅŸistan) almak üzere 1800'lü yılların sonunda giriÅŸimleri olsa da sonuç alamadı.
Aynı yıllarda Eritre'den toprak satın alan İtalya, 1890'da bu ülkeyi tamamen iÅŸgal ederek kolonisi haline getirdi.
1900'lerin başında yürüttüÄŸü gizli diplomasiyle Osmanlı'nın Afrika kıtasında kalan son toprağı Trablusgarp'ı gözüne kestiren İtalya, burayı almak için Eylül 1911’de Osmanlı Devleti’ne savaÅŸ ilan etti.
Kurmay Binbaşı Mustafa Kemal (Atatürk), Kurmay Binbaşı Enver'in (Enver PaÅŸa) de olduÄŸu subaylarını gönderen Osmanlı, yerel halkla İtalyan güçlerine uzunca süre direndi.
İtalyanlar, amaçlarına 1912'de İsviçre'de imzalanan UÅŸi (Ouchy) AnlaÅŸması ile ulaÅŸarak Trablusgarp'ı iÅŸgal etti. Osmanlı Devleti Trablusgarp'tan çekilse de İtalyanlar uzunca bir süre burada yerel halkın direniÅŸiyle karşılaÅŸtı.
Özellikle "Çöl Aslanı" lakabıyla bilinen Ömer Muhtar ve lideri olduÄŸu Senusi birliklerinin direniÅŸi İtalyanları zorladı.
İtalyanlar, Libya'yı kontrol etme çabaları sırasında yüzbinlerce Libyalının ölümüne, onbinlercesinin yerinden edilmesine neden oldu.
1800'lü yıllarda (Etiyopya) HabeÅŸistan'ı almayı denese de baÅŸarılı olmayan İtalya, 1935-1936’da ikinci kez Etiyopya'yı alma giriÅŸiminde bulundu ve bu sefer, Eritrelilerle Etiyopya'yı iÅŸgal ederek sömürgesi haline getirdi.
FaÅŸist lider Benito Mussolini liderliÄŸindeki İtalya, 1936'da "İtalyan DoÄŸu Afrikası" adıyla bugünkü Etiyopya, Somali, Eritre ve Kenya’nın bir kısmını kapsayan bölgede en büyük kolonisini kurdu.
İtalyan DoÄŸu Afrikası da 1941'de yıkılırken, 1941-1949'da İngilizler bölgeye hakim oldu.
BirleÅŸmiÅŸ Milletler kararıyla 1949'da "Somali İtalyan Güven Bölgesi" kurulurken, İtalyanların nüfuzu Somali'nin 1960’ta bağımsızlığını kazanmasına kadar sürdü.
FaÅŸist lider Benito Mussolini’nin gözde komutanlarından olan Eritre, Libya ve Etiyopya’da genel valilik de olmak üzere pek çok görevde bulunan MareÅŸal Rodolfo Graziani, buralarda yaptığı katliamlarla biliniyor.
Libya direniÅŸinin sembol ismi Ömer Muhtar'ın asılmasından, burada kurduÄŸu toplama ve çalışma kamplarında binlerce kiÅŸinin ölümünden dolayı "Fizan Kasabı" olarak anılan Graziani, 30 bini aÅŸkın Etiyopyalı'nın öldürülmesi emrini veren kiÅŸi olarak biliniyor.
İtalyan ordusunun, Etiyopya’da giriÅŸtiÄŸi kimyasal silahlı katliamların arkasındaki isim olarak da Graziani ismi öne çıkıyor.
Hollanda
Hollanda, Amerika kıtasından Asya'ya, Afrika'dan Güney Amerika'ya kadar birçok bölgede sömürgecilik yaptı.
17. yüzyıldan itibaren Afrika kıtasının sömürge oluÅŸturmaya baÅŸlayan Hollanda; FildiÅŸi Sahili, Gana, Güney Afrika, Angola, Namibya ve Senegal'de birçok koloni kurarak bu ülkelerdeki doÄŸal ve insani kaynakları kullandı.
En eski sömürgelerinden biri olan Gana'ya 16. yüzyılda giden Hollandalılar baÅŸta altın olmak üzere Gana’nın yeraltı madenlerini sömürdü. Gana'da 1642'de inÅŸa ettikleri Elmine Kalesi ile de Gana'dan Amerika ve Avrupa kıtalarında binlerce Afrikalıyı köle olarak kaçırdı.
Namibya sahillerine 1793'te gelen sömürgeci Hollandalılar, ülkenin en gözde limanı olan Walvis Bay Limanı'nı ele geçirdi ve bu tarihten itibaren burayı "köle limanı" olarak kullanmaya baÅŸladı.
Tarihçilere göre, 1795'te Hollanda'nın köle ticaretinin merkezi Güney Afrika'nın baÅŸkenti Cape Town'un nüfusunun 3'te 2'si kölelerden oluÅŸuyordu.
Hollanda'nın, Afrika'daki sömürge izlerinden en bilineni Khoikhoi halkına yönelik katliamları oldu. Hollanda, 1659, 1673 ve 1674-1677'de Khoikhoi’yi köleleÅŸtirmek için büyük katliamlar yaparak binlerce Afrikalıyı öldürdü, evlerine ve arazilerine el koydu ve köle olarak kaçırdı.
Hollanda, Asya’daki köle ticaretini de elinde bulunduruyordu. Madagaskar, Endonezya, Hindistan ve Sri Lankalı köleler çalıştırıldı. Bazı dönemlerde sömürgelerdeki bir Hollandalıya yaklaşık 200 köle düÅŸtüÄŸü görüldü.
Endonezya, 350 yıl Hollanda sömürgesinde kaldı. 1947'de Endonezya'nın bağımsızlık mücadelesi sırasında binlerce Endonezyalı, Hollanda askerlerince öldürüldü.
Hollanda, Endonezya'nın bağımsızlık ilanını tanımadığı gibi sömürge yönetimini devam ettirmek amacıyla Cava ve Sumatra adalarına asker çıkardı ve yaptığı katliamlarla savaÅŸ suçu iÅŸledi.
Ayrıca 1740'da Hollandalı askerleri, Batavia sahil kentinde 10 binden fazla yerli Çinliyi katletti.











