AVRUPA

Belçika ve Avrupa hükümet krizi yaşıyor

Belçika ve  Avrupa hükümet krizi yaşıyor
Email :

Belçika ve Avrupa ülkelerinde AP seçimlerinden çıkan sonuçlar ve bazı diÄŸer nedenlerle siyasi kriz ve belirsizlik baÅŸ gösterdi.

~~Brüksel


Avrupa BirliÄŸi (AB) ülkelerinde saÄŸ partilerin, liberallerin ve yeÅŸillerin Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinden güçlenerek çıkması siyasi dengeleri sarsarken, kıtadaki çok sayıda ülkede siyasi kriz baÅŸ gösterdi.

Avrupa'da Yunanistan ve Avusturya erken seçime gitme kararı alırken, İngiltere, Almanya, Avusturya, İspanya, İtalya ve Belçika'da çeÅŸitli nedenlerle siyasi belirsizlikler yaÅŸanıyor.

2016’da yapılan referandumla AB'den ayrılma (Brexit) kararı alan İngiltere’de, Theresa May BaÅŸbakanlığındaki hükümet Haziran 2017’de erken seçime gitme kararı aldı. Amaç, parlamentodaki çoÄŸunluÄŸu büyüterek AB ile müzakere sürecine daha güçlü girmekti ancak May’in liderliÄŸindeki Muhafazakar Parti seçimde tek başına hükümet kuracak çoÄŸunluÄŸu bile kaybederek Kuzey İrlanda’nın Demokratik Birlik Partisinin desteÄŸiyle azınlık hükümeti kurabildi.

May’in azınlık hükümeti BaÅŸbakanı olarak yürüttüÄŸü Brexit süreci, AB ile varılan anlaÅŸmanın İngiliz Parlamentosunda 3 kez reddedilmesiyle krize dönüÅŸtü. 29 Mart olan Brexit tarihi önce 12 Nisan’a ardından da 31 Ekim’e ertelendi.

Ülkedeki AB krizini fırsata çeviren aşırı saÄŸ siyasetçi Nigel Farage, geçen aylarda Brexit Partisini kurdu ve peÅŸinden yapılan kısmi yerel seçim ile AP seçimlerinde Muhafazakar Parti tabanından önemli ölçüde oy almayı baÅŸardı.

Muhafazakar Partinin AP seçiminde 5'inci sıraya kadar düÅŸmesiyle üzerindeki baskı artan May, parti liderliÄŸinden istifa etti.

Yeni lider seçimine kadar May BaÅŸbakanlık görevini sürdürecek. 10 adayın yarıştığı liderlik seçiminin en geç 23 Temmuz’da sonuçlanması bekleniyor ancak Brexit ağındaki ülkede yeni liderin de partiyi krizden çıkarması zor görünüyor.

Ülkede yapılan kamuoyu araÅŸtırmaları halkın geleneksel siyasi partilere baÄŸlılığının azaldığını ve Brexit etrafında kutuplaÅŸtığını ortaya koyuyor.

Siyasi gözlemcilere göre İngiltere’de Brexit konusunda net tavır ortaya koyan partiler yükselirken, bu konuda kendi içlerinde bölünmüÅŸ durumda olan Muhafazakar Parti ve İşçi Partisinin oyları eriyecek.

Gözlemciler, Brexit sürecindeki tıkanıklığın aşılması için ülkenin bir erken genel seçime gitmek zorunda kalabileceÄŸini deÄŸerlendiriyor. Böyle bir senaryoda da Brexit Parti ile AB yanlısı Liberal Demokrat Partinin ülke siyasetindeki ağırlığının artabileceÄŸine iÅŸaret ediliyor.

İspanya'da "siyasi çoÄŸunluk" krizi

İspanya'da 2008-2011 yıllarındaki ekonomik krizden sonra oluÅŸan ülkedeki yeni siyasi yapı, ciddi yönetim zorlukları doÄŸuruyor.

Diktatör Francisco Franco dönemi sonrası (1936-1975) demokrasisinde saÄŸda Halk Parti (PP) ile solda Sosyalist İşçi Partisinden (PSOE) oluÅŸan ülke iktidarındaki "iki partililik" dönemi ekonomik krizle son bulan İspanya'da, yeni siyasi partilerin varlığına uyum saÄŸlanamaması ve Katalonya'daki bağımsızlık giriÅŸimleri ülke yönetiminde istikrarsızlığa neden oldu.

Son 4 yılda 3 kez genel seçime giden İspanya'da, son olarak 28 Nisan'daki erken genel seçimlerde de herhangi bir siyasi partiyi tek başına iktidara getirecek sonuç çıkmadı.

Demokrasi tarihinde bir kez bile koalisyon hükümeti ile yönetilmeyen İspanya'da, mevcut durumda da böyle bir olasılık öngörülmüyor.

Seçimleri kazanan PSOE, azınlık hükümeti kurmak için Meclisteki diÄŸer 3 büyük siyasi partiyi ikna etmeye çalışıyor.

Aşırı sol görüÅŸlü Unidas Podemos'un desteÄŸini alan ancak saÄŸ görüÅŸlü PP ile liberal saÄŸdan VatandaÅŸlardan (C's) herhangi birisinin güven oylamasında "çekimser" oy kullanmasına ihtiyacı olan PSOE, güvenoyu alamaması halinde yeniden erken seçime gitmekten baÅŸka olasılık olmadığını savunuyor.

Siyaset uzmanları tarafından PSOE'nin temmuz ayı içinde bir azınlık hükümeti kurması ancak bunun uzun ömürlü olmayacağı öngörüleri yapılıyor.

DiÄŸer yandan genel seçimlerin ardından 26 Mayıs'taki AP seçimlerinde de oy oranını artırarak birinci parti çıkan sosyalistlerin, yerel parlamentolarda ve belediyelerde de yönetim sorunuyla karşılaÅŸtıkları görülüyor.

Ülkedeki birçok belediyede ve Madrid gibi bazı özerk yönetim parlamentolarında seçimleri kazanan PSOE, yeterli çoÄŸunluÄŸa sahip olmadığı için yönetimi saÄŸ blok partilerine bırakmak zorunda kalıyor. İspanya siyasetinde kısa bir geçmiÅŸi olan aşırı saÄŸ görüÅŸlü Vox partisi de yerel yönetimlere az oranda temsilci göndermesine raÄŸmen saÄŸ bloÄŸun yönetime gelmesinde kilit konumda yer alıyor.

İtalya'da koalisyon hükümetinin geleceÄŸi belirsiz

İtalya'da bir yılı aÅŸkın süredir iktidarda olan koalisyon hükümeti, gerek AB ile yaÅŸadığı sorunlar gerekse iç siyasetteki baskılar nedeniyle zor bir dönemden geçiyor.

Aşırı saÄŸ görüÅŸlü Lig partisi ile sistem karşıtı 5 Yıldız Hareketinin (M5S) kurduÄŸu koalisyon hükümetinin ömrü, ülkedeki siyaset uzmanlarına göre her geçen gün azalıyor.

Uzmanlar, son dönemlerdeki yerel seçimlerin ve 26 Mayıs'taki Avrupa Parlamentosu (AP) seçim sonuçlarının siyasi tabloyu deÄŸiÅŸtirmesi sonrası artan iç siyasetteki baskıların ve ülkenin kamu borcu sorunundan dolayı mali konularda AB ile yaÅŸanan tartışmaların, koalisyon hükümetinin süresini kısalttığını savunuyor.

Yerel seçimlerde önemli bir baÅŸarı elde eden koalisyon ortaklarından Lig partisi, AP seçimlerinden de tarihi bir zaferle çıkarak İtalya'da ilk kez en fazla oy alan parti konumuna geldi.

Koalisyonun diÄŸer ortağı M5S ise 2018'deki son genel seçimlerde yakaladığı birinci siyasi parti konumunu koruyamayıp yerel yönetim ve AP seçimlerinde baÅŸarısız sonuçlar aldı.

İktidardaki iki siyasi parti arasındaki çekiÅŸmeden rahatsız olan ve ülkenin bu ÅŸekilde daha fazla yönetilemeyeceÄŸini savunan teknokrat BaÅŸbakan Giuseppe Conte de geçen hafta düzenlediÄŸi basın toplantısında "Karşılıklı polemikler sona ermezse görevi bırakırım." açıklamasında bulunmuÅŸtu.

DiÄŸer yandan İtalya'nın aşırı kamu borcundan dolayı bu ülkeye ciddi para cezası ve mali baskı öngören ihlal prosedürünü iÅŸletme eÄŸiliminde olan AB ile İtalyan hükümeti arasındaki görüÅŸ ayrılıkları da koalisyon ortaklarındaki mevcut siyasi krizi derinleÅŸtiriyor.

İtalya BaÅŸbakanı Giuseppe Conte, koalisyon ortaklarına tansiyonu düÅŸürüp ihlal prosedürünün yürürlüÄŸe konmasını engellemek için ortak strateji ve ekonomik bütçe oluÅŸturularak AB ile diyaloÄŸun yürütülmesini ÅŸart koyuyor.

AB'den gelecek olası kemer sıkma politikası talebine tamamen karşı çıkan aşırı saÄŸcı Lig partisinin lideri, BaÅŸbakan Yardımcısı ve İçiÅŸleri Bakanı Matteo Salvini ise "AB'den tek isteÄŸimiz İtalyanların parasının İtalyanlar için kullanılması. Yüzde sıfır virgüllü bir büyüme saÄŸlamak için kemer sıkmak anlamsız." görüÅŸünü savunuyor. Salvini, ancak vergi indirimi ve yeni yatırımlarla İtalyan ekonomisinin duraÄŸanlıktan çıkarak büyümeye geçebileceÄŸini iddia ediyor.

Ayrıca İtalya ayağı eksik olan, Torino ile Lyon kentleri arasındaki yüksek maliyetli hızlı tren projesinin devam edip etmemesi de koalisyon hükümetinin ömrünü belirleyecek diÄŸer bir konu olarak gösteriliyor. ÖnceliÄŸini asgari ücret yasasında reform olarak belirleyen M5S bu projenin bekletilmesini isterken, Lig partisi ise hızlı tren hattının hemen yapılmasından yana görüÅŸ ortaya koyuyor.

Siyaset uzmanları, mali konularda AB'nin vereceÄŸi karar ve hızlı tren projesinde atılacak adımlarla temmuz ayı baÅŸlarında İtalya'da yeni bir hükümet krizinin olabileceÄŸi ve sonbaharda erken genel seçime gidilebileceÄŸi görüÅŸünde birleÅŸiyor.

İtalya'da 4 Mart 2018'de yapılan genel seçimlerin sonucunda hiçbir siyasi partinin tek başına iktidara gelecek çoÄŸunluÄŸu elde edememesi ve Meclis matematiÄŸinde saÄŸ veya sol blok partilerin yeterli çoÄŸunluÄŸu elde edememesiyle seçimlerde en fazla oyu alan ilk iki siyasi parti koalisyon hükümeti kurma yoluna gitmiÅŸti.

Birbirine zıt görüÅŸleri olan, sistem karşıtı 5 Yıldız Hareketi ile aşırı saÄŸcı Lig partisi, hiçbir siyasi bağı olmayan teknokrat bir BaÅŸbakan olarak Giuseppe Conte'yi seçmiÅŸ ve koalisyon hükümeti 5 Haziran 2018'de Senatodan güvenoyu almıştı.

Avusturya’da siyasi belirsizlik

Avusturya’da yaklaşık 17 ay iktidarda kalan aşırı saÄŸcı Avusturya Özgürlük Partisi (FPÖ) ve merkez saÄŸ Halk Partisi (ÖVP) koalisyon hükümeti, geçen ay eski BaÅŸbakan Yardımcısı ve aşırı saÄŸcı lider Heinz Christian Strache’nin karıştığı skandal görüntüler nedeniyle sona erdi.

İspanya’nın İbiza adasında 2017 genel seçimleri öncesi kaydedildiÄŸi anlaşılan görüntülerde, aşırı saÄŸcı lider Strache ve partinin Meclis Grup BaÅŸkanı Johann Gudenus’un, kendisini Rus yatırımcı olarak tanıtan bir kiÅŸiyle görüÅŸmesinde, seçim öncesi partilerine yardım yapılması durumunda devlete ait bazı ihalelerin Rusya’ya verilmesi hususunda kolaylık saÄŸlanacağı yönünde ifadelerinin yer alması, 4 yıl sürmesi planlanan aşırı saÄŸcı hükümetin sonunu getirdi.

Alman basınında 17 Mayıs’ta kamuoyuyla paylaşılan skandal görüntüler, baÅŸbakan yardımcısı ve parti grup baÅŸkanını yerinden etti.

Daha sonra dönemin BaÅŸbakanı ve ÖVP Genel BaÅŸkanı Sebastian Kurz, aşırı saÄŸcı parti ile kurulan koalisyonun sona erdiÄŸi ve erken seçime gidileceÄŸi açıklamasında bulundu.

CumhurbaÅŸkanı Alexander Van der Bellen tarafından ülkeyi eylülde yapılacak seçimlere taşıması amacıyla geçici hükümet kurması için tekrar görevlendirilen Sebastian Kurz, aşırı saÄŸcı partinin boÅŸalttığı bakanlıklara partisine yakın isimleri ataması muhalefetin tepkisine yol açtı.

Kurz’un kurduÄŸu geçici hükümet 27 Mayıs’ta mecliste yapılan güven oylamasında muhalefetin hükümet karşıtı oyları sonucunda düÅŸürüldü.

Ülkede siyasi belirsizliÄŸin yaÅŸanmasına neden olan bu geliÅŸme sonrasında CumhurbaÅŸkanı Van der Bellen, Anayasa Mahkemesi BaÅŸkanı Dr. Brigitte Bierlein’ı geçici hükümet kurması için görevlendirdi. Bierlein’ın diplomat ve uzmanlardan oluÅŸturduÄŸu yeni hükümet 3 Haziran’da yemin ederek göreve baÅŸladı. Böylelikle Avusturya tarihinde ilk defa bir kadın baÅŸkanlık görevini üstlenmiÅŸ oldu.

Henüz seçim tarihinin belirlenmediÄŸi ülkede erken seçim için partiler kampanyalarına baÅŸladı.

Avusturya’da yapılan son anketlere göre, skandal görüntülerin aşırı saÄŸcı partinin 2017 seçimlerinde aldığı 26,9’luk oy oranını yüzde 18 seviyelerine düÅŸürdüÄŸü, BaÅŸbakanlık koltuÄŸunda olan Kurz’un partisinin ise yüzde 31 olan oyunu yüzde 40’a çıkartacağı tahmin ediliyor.

Merkel'in koltuğu sallantıda

Almanya'da son dönemlerde yaÅŸanan siyasi çalkantılar AP seçimlerinin ardından daha da belirginleÅŸti.

Ülkede siyasi istikrarın belirsizleÅŸmesi ilk olarak 24 Eylül 2017'de yapılan federal seçimlerde ortaya çıktı.

2015 yılında yaÅŸanan büyük mülteci krizi sonrası aşırı saÄŸcı parti Almanya için Alternatif Partisi (AfD) oylarını artırarak ilk kez 2017 seçimlerinde Bundestag'a (Federal Parlamento) girmeyi baÅŸardı.

AfD'nin Meclise girmesinin ardından Meclis içindeki denge bozuldu ve 6 ay boyunca hükümet kurulamadı. BaÅŸbakan Angela Merkel, CumhurbaÅŸkanı Frank Walter Steinmeier'in bir nevi Sosyal Demokrat Partiyi (SPD) zorlamasının ardından hükümeti zor ve büyük fedakarlıklarla kurabildi ancak Almanya'daki merkez saÄŸ ve sol partilerinin her seçimde oy kaybetmesinin ardından Merkel Hristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU) Genel BaÅŸkanlığı koltuÄŸunu geçen yılın aralık ayında Annegret Kramp Karenbauer'e bıraktı.

Karrenbauer'in geliÅŸi de CDU'daki kan kaybını durdurmaya tam yetmedi. CDU hem Almanya'daki eyalet hem de AP seçimlerinde büyük oy kaybı yaÅŸadı.

CDU'da yaÅŸanan tüm bu sıkıntılara raÄŸmen Almanya'daki siyasi istikrarsızlığı tetikleyen aslında Sosyal Demokrat Partinin yaÅŸadığı tarihi hezimetler oldu.

SPD, 1945-1990 yıllarında 4 genel baÅŸkana sahipken son 14 yılda (2005-2019) 8 genel baÅŸkan deÄŸiÅŸtirdi. 150 yıllık parti olan SPD'nin son yıllarda her girdiÄŸi seçimlerde oy kaybederek en son yüzde 15 civarına gerilemesi SPD'nin merkez soldaki durumunun da vahametini ortaya koyuyor.

Partide yaÅŸanan bu durum Almanya'nın genel siyasetine de sirayet etti ve kamuoyu ÅŸu anda SPD'nin koalisyondan çekilip ülkenin erken seçime gidip gitmeyeceÄŸi sorusuna cevap aramakla meÅŸgul hale geldi.

Alman siyasetindeki bu sıkıntılar Alman medyasında, Merkel'in BaÅŸbakanlık koltuÄŸunu normalden daha kısa sürede bırakıp bırakmayacağı, SPD'nin de koalisyondan çekilerek erken seçime gitmeyi isteyip istemediÄŸi gibi konuların tartışılmasına neden oluyor.

SPD'nin çekilmesi halinde CDU'nun YeÅŸiller ve Hür Demokratlarla hükümet kurma imkanı bulunuyor ancak uzmanlar sürekli oylarını artıran YeÅŸillerin böyle bir dönemde hükümete ortak olarak kendisini yıpratmayacağı görüÅŸünü savunuyor.

Berlin kulislerinde hükümetin dağılması halinde Hristiyan Birlik Partilerinin (CDU/CSU) Merkel'in BaÅŸbakanlığında azınlık hükümetiyle normal seçim tarihine kadar iktidarını korumaya çalışacağı konuÅŸuluyor.

Yunanistan'da AP seçimleri yeni bir seçimi getirdi

Yunanistan’da AP seçimlerinin sonuçları ise ülkede erken seçimi gündeme getirdi.

Yunanistan BaÅŸbakanı Aleksis Çipras, partisi SYRIZA’nın ana muhalefetteki merkez saÄŸ Yeni Demokrasinin (ND) önemli oranda geride kalmasının ardından erken seçime gidileceÄŸini açıkladı. Görev süresinin sonu olan ekim ayına kadar iktidarda kalmayı hedefleyen Çipras ve hükümeti yaklaşık 9,5 puanlık seçim hezimetinin ardından 7 Temmuz tarihinde seçime gitme kararı aldı.

CumhurbaÅŸkanı Prokopis Pavlopoulos’a çıkarak Meclisin feshedilip erken seçime gidilmesi kararını ileten Çipras, kararının nedenini "yaklaşık 4 ay daha sürecek seçim belirsizliÄŸinin ekonomideki olumsuz etkilerinin önüne geçmek" olarak belirtti.

Seçim sonuçları ve erken seçim kararı piyasalarda memnuniyetle karşılandı. Sol SYRIZA’ya göre ekonomik açıdan daha liberal politikalara sahip olarak görülen ND’nin iktidara geleceÄŸi beklentisi ekonomik görünümde olumlu hava yarattı.

İktidar partisinin yaklaşık bir ay içerisinde aradaki farkı kapatmasının zor olduÄŸu belirtilse de ND’nin tek başına iktidara gelecek oy oranına sahip olmaması halinde koalisyon görüÅŸmelerinin getireceÄŸi belirsizlik ülkede istikrarsızlığa yol açabilir.

Öte yandan, AP seçimlerinin bir diÄŸer çarpıcı sonucu ise aşırı saÄŸcı Neonazi olarak nitelenen Altın Åžafak partisinin önceki seçimlere göre büyük oranda güç kaybetmesi oldu. 2014’teki seçimlere göre oy oranı neredeyse yarı yarıya gerileyen Altın Åžafak oylarındaki düÅŸüÅŸ, aşırı sağın güç kazandığı Avrupa geneline göre Yunanistan’da pozitif bir ayrışma olarak görüldü.

Belçika'da seçimler belirsizlik doÄŸuruyor

Belçika'da AP seçimleriyle eÅŸ zamanlı gerçekleÅŸtirilen genel ve bölgesel seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından ülkeyi zorlu bir koalisyon pazarlığı bekliyor.

Federal düzeyde birinci parti olan saÄŸcı ve ayrılıkçı N-VA'nın denklem dışında tutulamayacağı bir pazarlığın siyasi krize yol açmasından endiÅŸe ediliyor.

Bağımsızlık yanlısı N-VA, 2010 yılındaki genel seçimlerden birinci parti çıkmasına raÄŸmen koalisyon pazarlıklarına girmek istemeyince ağır bir siyasi kriz yaÅŸanmış ve ülke 541 gün hükümetsiz kalmıştı.

Flamanca ve Fransızcaya ilaveten 80 bin kiÅŸilik otonom Alman toplumu nedeniyle Almancanın da resmi dil olduÄŸu Belçika'da, bölgeler arasında yaÅŸanan dil ve gelir paylaşımı eksenli anlaÅŸmazlıklar hemen her seçim sonrasında siyasi krizlere neden oluyor. Belçika'da hükümetsiz kalma süresi 2007 yılında 194 gün, 1988 seçimlerinin ardından 148 gün, 1979 seçimlerinin ardından 107 gün ve 1992 seçimlerinde 102 gün olmuÅŸtu.

N-VA yine aynı ÅŸekilde 2014 seçimlerinde yüzde 32 oyla birinci parti çıkmış ancak daha sonra koalisyon ortağı olduÄŸu federal hükümetten çekilerek siyasi krize yol açmıştı.

Arnavutluk'ta siyasi kriz

Arnavutluk’ta geçen yıldan bu yana belli aralıklarla devam eden hükümet karşıtı muhalefet protestoları, Åžubat 2019'da yeniden baÅŸladı.

Muhalefetteki Demokrat Parti (PD) ve Sosyalist BütünleÅŸme Hareketi (LSI) vatandaÅŸların ekonomik ÅŸartlarının iyileÅŸtirilmesi ve haklarına saygı duyulması, özgür seçim sürecinin saÄŸlanması, geçici hükümet kurulması ve erken seçim düzenlenmesi gibi taleplerle protestolar düzenliyor.

Zaman zaman tansiyonun yükseldiÄŸi protestolar sonucunda ÅŸubat sonlarında muhalefetteki PD ve LSI milletvekilleri topluca istifa etti.

~~Belli aralıklarla devam eden protestolar ışığında 8 Haziran'da CumhurbaÅŸkanı İlir Meta, ülkede 30 Haziran’da düzenlenmesi beklenen yerel seçimleri iptal eden kararnameyi imzaladığını duyurdu.

İlgili Etiketler :