AVRUPA

Brüksel'den Silivri'ye... Cumhuriyetçilerin ve eşlerinin mesajları okundu: Karanlığa teslim olmayacağız

Email :

~~Türkiye’deki tutuklu gazetecilere destek olmak için düzenlenen “Engellenen İfade” sergisi, Avrupa Parlamentosu’nun Brüksel’deki merkezinde açıldı. Açılış öncesi düzenlenen panele Musa Kart’ın eÅŸi Sevinç Kart ve Turhan Günay’ın kızı Elif Günay konuÅŸmacı olarak katıldı, tutuklu Cumhuriyetçilerin ve eÅŸlerinin mesajları okundu.

~~Türkiye’yi basın ve ifade özgürlüÄŸü konularında sürekli olarak uyaran Avrupa Parlamentosu’un (AP) Brüksel’deki merkezinde “Engellenen İfade” konulu serginin açılışı önceki gün yapıldı. Sergi, 155 tutuklu gazetecinin fotoÄŸraflarından oluÅŸuyor. FotoÄŸrafların altında, gazetecilerin hangi suçlamalarla karşı karşıya oldukları bilgisi yer alıyor. AP Sosyalist ve Demokratlar İlerici İttifakı tarafından düzenlenen ve 5 Mayıs’a dek ziyarete açık olacak serginin amacı, gazeteciler hakkındaki yasal soruÅŸturmanın absürdlüÄŸüne ve Türkiye’de gazetecilik yapmanın zorluklarına dikkat çekmek.

Aslı Erdoğan gidemedi

Açılış öncesi AP Sosyalist ve Demokrak İlerici İttifakı (S&D), YeÅŸiller, Liberal ve Demokrat grupları ortaklığıyla düzenlenen konferansta, tutuklu çizerimiz Musa Kart’ın eÅŸi Sevinç Kart, tutuklu Kitap Eki Genel Yayın Yönetmeni Turhan Günay’ın kızı Elif Günay, AP Türkiye Raportörü Kati Piri ile uluslararası PEN yazarlar örgütü temsilcisi Sarah Clarke, birer konuÅŸma yaptı. Özgür Gündem davası nedeniyle yurtdışı yasağı devam eden yazar Aslı ErdoÄŸan ise konferansa skype üzerinden baÄŸlanarak, katılımcıların sorularını yanıtladı.

Silivri’den mesajlar

Etkinlikte, tutuklu bulunan Genel Yayın Yönetmenimiz Murat Sabuncu, İcra Kurulu BaÅŸkanımız Akın Atalay, Kitap Eki Genel Yayın Yönetmeni Turhan Günay, yayın danışmanı ve yazarımız Kadri Gürsel, okur temsilcimiz Güray Öz, çizerimiz Musa Kart, yazarımız Hakan Kara, avukatlarımız Bülent Utku ve Mustafa Kemal Güngör, yöneticimiz Önder Çelik, muhabirimiz Ahmet Şık’ın ve eÅŸlerinin mesajları ise Günay’ın kızı Elif Günay tarafından okundu.

Bir arada yaşayacağız

Murat Sabuncu: Biliyorum, inanıyorum, memleketimde bir gün, çok da uzak olmayan bir tarihte her görüÅŸten insan, omuz omuza barış içinde, kimseyi ötekileÅŸtirmeden bir arada yaÅŸayacak. O zaman Silivri Cezaevi bir demokrasi müzesi olacak. Çekilen acıların, verilen mücadelenin yüksek duvarlara, dikenli tellere asılı olduÄŸu bir müze... Ülkede fikir ve ifade özgürlüÄŸünden tutuklananlar yalnızca biz deÄŸiliz. Bu durumda olan herkes için adil ve tutuksuz yargılama istiyorum. Silivri’den selamlar.”

Suçum gazetecilik

Kadri Gürsel: Terör örgütüne üye olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek yardım etme suçlamasıyla tutuklandım. Gerçek suçumun ise; gazetedeki köÅŸemde ve konuÅŸmalarımda iktidarın baskıcı politik ve pratik tutumunu eleÅŸtirmek olduÄŸunu biliyorum. Gazetecilik suç olamaz. TutukluluÄŸum ağır bir insan hakları ihlalidir. Serbest bırakılmazsam, hâkim karşısında ilk kez kendimi savunma hakkı bulduÄŸumda tutukluluÄŸumun üzerinden dokuz ay geçmiÅŸ olacak. Maruz kaldığım ihlal çok daha ağırlaÅŸacak.

Yasakta sınır yok

Güray Öz: Evrensel insan hakları konusunda uluslararası dayanışmanın önemi sınır tanımaz. Maalesef Türk hükümetinin yasaklar konusunda sınır tanımadığını görmekteyiz. Son örneÄŸi Wikipedia’nın yasaklanmasıdır. Yapılacak tek bir ÅŸey var. Basın özgürlüÄŸü konusunda asla taviz vermemek.

Mücadeleye devam

Bülent Utku: İnsan hakları, demokrasi ve hukuk devleti için mücadelemiz sürecek. Karanlığa teslim olmayacağız.

Paha biçilemez karar

Mustafa Kemal Güngör: Dayanışma için çok teÅŸekkür ederiz. AİHM’den öncelikli inceleme kararı verildi ve nihai verilecek kararın sadece bizim deÄŸil, evrensel basın özgürlüÄŸü açısından paha biçilemez deÄŸerini biliyoruz.

Dünyadaki sesimiz

Turhan Günay: Dünyadaki sesimiz olduÄŸunuz için teÅŸekkür ederiz. Özgür günlerde görüÅŸmek dileÄŸiyle.

Demokrasiye sahip çıkın

Ahmet Şık: Hiçbir toplum bir ada deÄŸildir. Demokratik deÄŸerlere sahip çıkılmasına her zamankinden daha çok ihtiyaç var.

Türkiye’yi yalnız bırakmayın

Adalet Dinamit: EÅŸim avukat Akın Atalay, Avrupa Parlamentosu A5G3 salonunda 31 Ocak 2012 yılında yapılan toplantıya gelmiÅŸ ve konuÅŸma yapmıştı. Ergenekon ve OdaTv davalarındaki hukuksuzlukları anlatmıştı. O gün o kiÅŸiler kendisine tehditler yaÄŸdırıyordu. ÇeliÅŸkiye bakınız ki ÅŸimdi de o hukuksuzlukları yapanlara yardım ettiÄŸi iddiası ile yargılanıyor. Cumhuriyet Gazetesi tutuklu gazetecileri hayatları boyunca barışa, insan haklarına, basın özgürlüÄŸüne, demokrasiye inanmış, bunlar için mücadele etmiÅŸ kiÅŸiler. Bu deÄŸerler söz konusu olduÄŸunda artık dünyada ülkelerin siyasi sınırlarından bahsedilemez. Bu insanlar ÅŸiddetle, terörle bir arada anılamaz. Bu yüzden sizden isteÄŸimiz, ÅŸimdi Türkiye’yi yalnız bırakmayın.

Sesimizi duyuramıyoruz

Semra Çelik: Sizlere birkaç cümleyle kendimizi anlatmak çok zor. Ben Önder Çelik’in eÅŸi Semra Çelik’im; bizler suçları özgürlükleri ve demokrasiyi savunmaktan ibaret olan 12 Cumhuriyet gazetesi çalışanın eÅŸleriyiz. Anayasasında bir hukuk devleti olduÄŸu yazan Türkiye’de eÅŸleri dokuz ay mahkeme önüne çıkarılmadan hapiste yatırılan bizlerin, çocuklarımızın yüreklerinde açılan yarayı, yaÅŸadığımız acıları anlatmak çok zor. Ülkemizde sesimizi yükseltme, duyurma olanakları çok sınırlı, çok kısıtlı. Sizlerden bizim sesimiz olmanızı, bizim sesimizi dünyanın demokratlarına, vicdan sahibi insanlara duyurmanızı istiyoruz. Buna ekmek kadar, su kadar ihtiyacımız olduÄŸunu bilmenizi istiyoruz... Hepinize teÅŸekkürler...

Acilen tahliye edilmeliler

Sinem User Kara: Türkiye’de yaÅŸanan ve muhalif basını susturma amacı taşıyan Cumhuriyet Gazetesi davasını Avrupa’nın da çok yakından izlediÄŸini biliyoruz. Ben, 34 yıldır Cumhuriyet Gazetesi’nde çalışan yazar Hakan Kara’nın eÅŸi Sinem User Kara’yım... 31 Ekim 2016’dan beri hem tutuklu yazarlarımızın hem de dolaylı olarak ailelerinin özgürlükleri ellerinden alındı. Söylenecek çok ÅŸey olmasına karşın asıl olan tek bir ÅŸey var: Bu haksız tutukluluk süreci Hakan Kara ve diÄŸer 11 arkadaşı için bir an önce bitmeli ve acil olarak tahliye edilmeliler. Çünkü gazetecilik suç deÄŸildir, olamaz da.

~~Şimdi beni saklıyorlar Deniz

Sevinç Kart, Cumhuriyet yazar ve yöneticilerinin tutukluluklarının 184. gününü geride bıraktığını anımsatarak “Biz her gün aynı güne uyanıyoruz. Ömürlerini daha demokratik bir ülkede yaÅŸamak için objektif ve bağımsız gazetecilik yapmaya adamış, her türlü teröre cesaretle karşı durmuÅŸ yakınlarımız en absürd ve akıldışı suçlamalarla cezaevinde esir ve tecrit altında tutuluyorlar” dedi. “Bir gazete düÅŸünün ki her gün cezaevine farklı bir çalışanın görüÅŸ günü için servis kaldırıyor. Ve her gün saÄŸ üst köÅŸede yayımladığı bir sayaçla kaç gündür özgürlüklerinden, sevdiklerinden ve kalemlerinden yoksun olduklarını gösteriyor” diyen Kart, üzüntü ve öfkenin iç içe geçtiÄŸini, bunu tarif etmenin kolay olmadığını söyledi. Kart, ÅŸöyle devam etti:

“Ve bu süreçte çocuklarımız bile hayatın acemiliÄŸini üzerlerinden attılar. 12 sene önce dönemin baÅŸbakanı eÅŸim Musa Kart’ın bir karikatüründe kedi olarak çizildiÄŸi için, onu mahkemeye vermiÅŸti. Bu dava bugün basın ve ifade özgürlüÄŸünde geldiÄŸimiz dehÅŸet verici tablonun belki de ilk iÅŸaretiydi. Kim bilir. Gazetenin yazar, çizer ve yöneticileri tutuklandıktan tam 5 buçuk ay sonra çıkan iddianamedeki trajikomik suçlamalara baktığınızda, hukuki nitelikte hiçbir somut delil göremiyorsunuz. Gazetecilik faaliyetleri zorlama yorumlarla terör örgütleriyle iliÅŸkilendirilip, objektif haberler de devleti ve cumhurbaÅŸkanını kötüleme çabası olarak deÄŸerlendiriliyor. Bugün Türkiye’de benden olmayanlar teröristtir zihniyeti ifade özgürlüÄŸünü yok etmiÅŸtir. Verilmek istenen mesaj ÅŸudur: ‘Benim istemediÄŸim haberi yapamazsın. Muhalif, cesur ve dik duruÅŸun başına dert olur.’ Derler ki durgun sularda usta denizci yetiÅŸmez. Bizim ülkemizde de sular hiç durulmuyor. Onlar da usta birer gazeteci olarak, güçlerini yaptıkları iÅŸe olan inançlarından alıyorlar.

‘Gurur duyuyoruz’

Bizler mesleÄŸinin ve insanlık onurunun hakkını veren yakınlarımızla gurur duyuyoruz. Musa’nın hayatının en yakın tanığı olarak söyleyebilirim ki, o mesleÄŸini büyük bir tutkuyla ve saygıyla yaptı. GördüÄŸü bütün antidemokratik uygulamaları, haksızlıkları, hukuksuzlukları her iktidar döneminde korkmadan, yılmadan çizdi. Yani bir mizah ustası ne yapmalıysa onu yaptı. Ama bu iktidar mizahı ve eleÅŸtiriyi affetmedi ve kendi yöntemleriyle Musa Kart gibi aydınları cezalandırmayı seçti. Muhalefet ve özgür basın hiçbir dönem bugünkü kadar yoÄŸun bir baskı ve tehditle karşılaÅŸmadı. 2 ayda bir olan açık görüÅŸ hakkımız geçen cuma günüydü. 2.5 yaşındaki torunum Deniz dedesini ziyaret etti. Silivri Cezaevi içindeki kontrol kapılarında, servis araçlarında, bekleme salonlarında saatlerce süren bekleyiÅŸleri Deniz için bir saklambaç oyununa çevirmeye çalıştık. Annesiyle sırayla yanından geçtiÄŸimiz duvarların arkasında saklanıyormuÅŸ gibi yaparak güldürdük onu. Dedesine de bahsettik oyunumuzdan. 1 dakika gibi geçen 1 saatin sonunda dedesini almaya geldiler. Dedesi gülerek “Åžimdi de beni saklıyorlar Deniz” dedi. Sertçe kapanan kapının ardından ÅŸaÅŸkınlıkla bakan torunumun kulağına fısıldadım: Merak etme, onu bulacağız. Yerini sadece biz deÄŸil, bütün dünya biliyor.”

İlgili Etiketler :