Türkiye Cumhuriyeti Brüksel BüyükelçiliÄŸine atanan ve Bulgaristan’daki görev süresini tamamlayan Türkiye’nin Sofya Büyükelçisi Dr. Hasan Ulusoy'un 'Kırcaali Haber'e verdiÄŸi mülakatı sizlerle paylaşıyoruz.
Sayın Büyükelçi, Bulgaristan’daki iki yıllık görev süreniz tamamlandı. Buradan Brüksel’e ne gibi izlenimlerle ayrılıyorsunuz?
-Evet, dediÄŸiniz gibi 2 yıl önce burada göreve baÅŸladım. Tabiatıyla komÅŸu bir ülkede görev yapıyoruz. Aynı zamanda dostumuz ve müttefikimiz. AB üyesi olması da iliÅŸkilere ayrı bir deÄŸer ve boyut katıyor. Açıkçası çok yoÄŸun bir dönem oldu. Åžanslı bir dönemde geldim.
Åžu iki yıla baktığımızda iki ülke devlet kadroları arasında toplam 120 karşılıklı temas ve ziyaret olmuÅŸ, CumhurbaÅŸkanı düzeyinden teknokrat düzeyine kadar. Bu bence rekor bir sayıdır. İkili iliÅŸkiler gerçekten önemli bir sıçrama saÄŸladı. Tabiatıyla bunda Sayın CumhurbaÅŸkanımızın ve BaÅŸbakan Borisov arasındaki iyi ve yakın iliÅŸkilerin önemi var. İkili iliÅŸkilerin karşılıklı yarar temelinde daha da ileri gitme potansiyeli bulunmakta. Hemen her alanda bunu söyleyebiliriz. Bir de amacımız tabiatıyla iki ülke halkları arasında birlikte yaÅŸama kültürünü daha da ileri götürmek oldu. Burada iliÅŸkilerin çok önemli bir noktası da soydaÅŸlarımızın varlığıdır. Buradaki soydaÅŸlarımız bence iki ülke arasında tam bir dostluk köprüsü olarak varlıklarını sürdürüyorlar.
-Türkiye ve Bulgaristan arasındaki ticaret hacmi ne durumda?
-İki ülke arasındaki ticaret hacmi 5 milyar doları geçmiÅŸ durumda. Bu çok önemli bir rakam. Baktığınızda Bulgaristan’ın en önemli üçüncü ticaret partneri Almanya ve İtalya’dan sonra Türkiye’dir. Bence bunun daha da artma potansiyeli var. Hedefimiz hep 10 milyar.
Önümüzdeki yıllarda bunu daha da ileri götüreceÄŸimizi düÅŸünüyoruz. Burada Büyükelçilik olarak, takip de etmiÅŸsinizdir, her zaman iÅŸ dünyası ile birlikte hareket ettik. Bir yandan Büyükelçilik, BaÅŸkonsolosluklarımız, bir yandan Bulgaristan makamları ve diÄŸer bir yandan da iÅŸ dünyamızın kurduÄŸu ticaret odaları. İşbirliÄŸi üçgeni diyorum ben buna. Üçgenin iÅŸ dünyası ayağında Bulgar-Türk Ticaret ve Sanayi Odası (BULTİŞAD) var. Åžimdi Sofya’da da bir ofis açtı.
BULTİŞAD tüm Bulgaristan ölçeÄŸinde baÅŸarılı ve etkin. Aynı zamanda daha lokal olmakla birlikte Bulgar-Türk İşadamları DerneÄŸi (BULTİŞ) var Filibe’de. Bunların tabi ki amacı iliÅŸkileri, ekonomik iliÅŸkileri daha da ileriye götürmektir. İki ülke halkının ortak yararına ilerlemesi yönünde çalışmalar benden sonra da devam edecektir. Önemli olan karşılıklı kazancın olacağı ortak ticaret alanları bulabilmemiz.
-Bulgaristan’daki Türk yatırımlarında bir artış var mı, ya da ÅŸu anda durum nedir?
- Türk yatırımları da bence büyük bir potansiyel. DoÄŸrudan veya üçüncü ülkeler üzerinden gelen Türk yatırımlarını topladığımızda 2,5 milyar avro civarında bir yatırımımız var. Belki biliyorsunuzdur Bulgaristan’da 3 bini aÅŸkın Türk sermayeli Bulgar firması var. Bunlar çok önemli rakamlar, fakat daha da artma imkanı var. Özellikle Bulgaristan’ın bir AB üyesi olması itibariyle Türkiye’nin buraya ilgisi bu anlamda çok önemli. Sahadaki ÅŸartlar daha da ileri giderse bu daha da artacaktır. Bu yatırımlar dostumuz Bulgaristan’ın ekonomisine ve istihdamına önemli katkı saÄŸlıyor. Yatırımcılarımızın önemli ihtiyaçlarından biri, hem Türkçe hem Bulgarcayı iyi bilen Bulgaristan vatandaÅŸları. Bulgaristan vatandaşı olarak soydaÅŸlarımızın okumayı ve yazmayı çok daha iyi bilmeleri halinde bunun firmaların Türkçe bilen Bulgaristan vatandaşı istihdamını artırmada olumlu etkisi olacaktır. Bu hem Bulgaristan ekonomisine, hem Bulgaristan istihdamına katkı saÄŸlayacaktır. Bütün bunları elimizden geldiÄŸince anlatmaya çalıştık.
- Bu arada turizm ile ilgili de bir ÅŸeyler sorayım. Biliyorsunuz iki ülke arasında genellikle kış turizmine Türkiye’den büyük ilgi var. Bulgaristan’dan Türkiye’ye yönelik de yaz ve saÄŸlık turizmine ilgi var. Bununla ilgili son dönemde sizin gözlemleriniz nedir?
-Turizm alanında iki ülke arasında birçok ilke adım attık. Bunların en önemlisi iki ülke bakanlıkları arasında ortak turizm komitesi kurulmasıydı. Ortak neler yapılabilir diye çalışıldı iki yılda. Geçen zaman içinde, memnuniyetle gördük ki, Bulgaristan’dan Türkiye’ye gelen turistler, Almanlar ve Ruslardan sonra Türkiye’yi en fazla ziyaret eden yabancı turistleri oluÅŸturdu bu sene. Bu bence gerçekten çok önemli. Bunun daha da artması mümkün. Bu tabii ki, Türkiye’nin daha da tanınmasına, insanların birbirini tanımasına da katkı saÄŸlıyor. İkinci husus da bahsettiÄŸiniz gibi kış turizmine Türkiye’den Bulgaristan’a büyük bir ilgi var. Fakat turistlere çok giriÅŸli ve uzun süreli vizeler konusunda bazı sıkıntılar yaÅŸanıyordu. Son günlerde memnuniyetle gördük ki, bu sıkıntı aşılmaya baÅŸlandı. Bu bence Bulgaristan açısından turizm gelirini artırıcı bir faktör olacaktır; çünkü Türkler gerçekten yanı başındaki dost ve komÅŸu ülkeye gelmek istiyor. Ülkenin doÄŸası bence çok güzel. DaÄŸlar ve deniz bir arada. Turizm alanında yatırımın bence özellikle birlikte düÅŸünülmesinde de fayda var. Türkiye’den yaz ve kış turizmi için gelecek insanlar. SaÄŸlık ve kültür turizmi de önemli. Bütün bunlarda iki ülkenin yararına çok daha iyi ÅŸeyler yapılacak diye düÅŸünüyorum gelecekte.
-Bulgaristan’daki FETÖ yapılanmasıyla ilgili son durum nedir?
- FETÖ terör örgütü maalesef yıllarca sinsice Türkiye’deki devlet yapılanmalarına sızmış bir örgüt. Üç yıl önce bir darbe giriÅŸimi oldu. Fakat ÅŸunu memnuniyetle gördük ki, daha darbe giriÅŸiminin ilk baÅŸlarında BaÅŸbakan Borisov, Türkiye’ye destek vermek için ilk arayan liderlerdendi. Ondan sonraki süreçte de FETÖ ile mücadelede Bulgar makamlarıyla iyi bir iÅŸbirliÄŸi olduÄŸunu görüyoruz. Tabiatıyla her ülkede olduÄŸu gibi Bulgaristan’da da FETÖ iltisaklı unsurlar olabiliyor. Bunlar arasında en önemlisi, Filibe ve Sofya’daki Drujba isimli okullar zinciri. Ben açıkçası hep ÅŸunu söylüyorum, Bulgar makamlarına da, bu okullardaki bu çocukların zihnine ne sokuluyor, beyni nasıl yıkanıyor bilemiyoruz. Türkiye’de bu okullarda masumane okuyan çocuklar devÅŸirilmeye çalışıldı. Burada da, bütün diÄŸer ülkelerde de bu okullarda okuyan çocukların suiistimal edilip kötü niyetle terör örgütünün birer parçası haline getirilecek ÅŸekilde beyinlerinin yıkanması ihtimali her zaman mevcut. Bu anlamda bir baba olarak endiÅŸeliyim ve bu konuda soydaÅŸlarımızın zaten gerekli duyarlılığı gösterip bu okullardan uzak duracağını ve durduÄŸunu düÅŸünüyorum.
- Büyükelçilik olarak özellikle son iki yılda çok sayıda sosyal ve kültürel etkinlikler düzenlediniz. Bunlardan da bahseder misiniz?
-DediÄŸiniz gibi iki yılda sosyal, kültür ve sanat alanında 30’u aÅŸkın etkinlik yaptık. Bunların birçoÄŸu Bulgaristan’da Türk BüyükelçiliÄŸi tarafından ilk kez düzenlendi. Hepsinin bir amacı vardı. Amacımız, iki ülke arasındaki birlikte yaÅŸama kültürünü daha geliÅŸtirmek. Böyle bir kültürün geliÅŸmesi hem iki ülke arasındaki iliÅŸkileri geliÅŸtiriyor, hem aynı zamanda buradaki soydaÅŸlarımızın da mevcudiyetini, varlığını ve moralini güçlendiriyor. Yaptığımız bütün faaliyetlerde iki ülke halkları arasındaki ortak noktaların, benzerliklerin ve birlikteliklerin öne çıkmasını hedefledik. Defile yaptık. Desenlerin birlikteliÄŸini vurguladık. Bir Devlet Çoksesli korosunu getirdik. Orada aynı müziÄŸin, farklı ÅŸarkılarla, Türkçe ve Bulgarca sözlerle söylendiÄŸini ortaya koyduk. Bunlar gibi birçok etkinlik. Aynı ÅŸekilde diÄŸer bütün alanlarda-resimler olsun, konferanslar olsun, hepsinde bu birliktelikleri vurgulamak istedik. Amacımız ÅŸuydu: İki ülke halkları birbirini daha yakından tanırsa, birbirini daha iyi anlayacaktır. Bu faaliyetler buna katkı saÄŸlar diye düÅŸündük. Bunun devamının önemli olduÄŸunu düÅŸünüyorum; çünkü bu faaliyetlerimizden sonra gerçekten olumlu geri dönüÅŸler aldık. Bulgar makamları, Bulgar dostlarımız, soydaÅŸlarımız, vatandaÅŸlarımız, herkes bunlara büyük ilgi gösterdi. En sonunda bildiÄŸiniz gibi Antakya Medeniyetler Korosu’nu getirdik. 500 davetliye çok keyifli saatler yaÅŸattılar. Åžarkılarıyla Türkiye’nin sadece Bulgaristan’da deÄŸil, aynı zamanda AB içindeki bütün kültürlerle ne kadar iç içe yaÅŸadığını vurgulama fırsatı bulduk.
-Bulgaristan’da yaÅŸayan soydaÅŸlara bir mesajınız olacak mı? Hem görev süresi sonu, hem de Yeni Yıl için olabilir.
- Mülakatımda vurguladığım üzere, hemen hemen her alanda yaptığımız çalışmalarda bir soydaÅŸ boyutu vardı; çünkü bu çok doÄŸal bir ÅŸey. Balkanların bir gerçeÄŸi var: Her ülkenin komÅŸularında ve komÅŸularının da ötesindeki coÄŸrafyalarda soydaÅŸları bulunmakta. Bugün baktığımızda Bulgaristan’ın da aynı ÅŸekilde soydaÅŸları, komÅŸularında olduÄŸu gibi Ukrayna ve Arnavutluk’ta bile var. Bunların hak ve hukuklarının korunması yönünde hareket etmeleri çok doÄŸal. Türkiye olarak biz de aynı ÅŸekilde davranıyoruz. Bulgaristan’daki soydaÅŸlarımızı tanımlarken hep ÅŸu vurguyu yapmışımdır: Bulgaristan’ın güzide vatandaÅŸları diye, gerçekten öyleler. Neden? Çünkü bir AB üyesi ülkede hak ve hukuklarının bilincinde bir soydaÅŸ kesimi bence öncelikle o ülkenin refahına katkı olacaktır.
AB vatandaşı soydaÅŸlarımızın ülkelerindeki sivil toplum olsun, partiler olsun, ayrımcılıkla mücadele kurumu olsun, BaÅŸmüftülük olsun mevcut kurumlarla iÅŸbirliÄŸi halinde sorunlarını, dilek ve beklentilerini dile getirebilmeleri önemli. Tabiatıyla, Türkiye olarak da her zaman yanındayız. Bu biraz önce bahsettiÄŸim üzere her devletin yaptığı bir ÅŸey. Yeter ki bunu iyi iliÅŸkiler temelinde yapalım. İyi komÅŸuluk iliÅŸkisi, içiÅŸlerine karışmama ilkeleri çerçevesinde nasıl Bulgaristan komÅŸularında yapıyorsa, Türkiye de aynı ÅŸekilde yapıyor.
Bu vesileyle bir hususu da vurgulamak istiyorum. Bu sene zorunlu göçün 30. yıldönümü. Totaliter rejim döneminde yaÅŸanmış acı bir dönem. Bir daha yaÅŸanmaması her iki ülkenin de ortak temennisidir. Bu süreçte hayatını yitiren soydaÅŸlarımıza tekrardan rahmet diliyorum. Temennimiz hiçbir ülkede Türkan bebeklerin ölmemesi. Zaten artık bu dönemde böyle ÅŸeylerin olması bence beklenmez. Bugün, soydaÅŸlarımız AB üyesi dost ve komÅŸu Bulgaristan’da bu güzel ülkenin refahına ve kültürel zenginliÄŸine katkı saÄŸlayan önemli bir kesimdir.
SoydaÅŸlarımızı birçok açıdan yad edeceÄŸim birkaç anım var, onları da bu vesileyle anlatayım.
Üç tane anıdan bahsedebilirim size. Birincisi, daha geldiÄŸim ilk sene NiÄŸbolu’ya gitmiÅŸtik. Orada zamanında yıkılmış bir kale var. Onun kalmış surları var demiÅŸlerdi. Onları ararken, dağın başında bir yere geldik. Orada bir yaÅŸlı teyze çıktı yanımıza. Türk bayrağını görünce bizimle Türkçe konuÅŸmaya baÅŸladı. Bir baktık, iÅŸte bir soydaşımız. Bizi evine davet etti, oturduk çay içtik. Hazırladığı çöreklerden yedik. Bu sıcaklığı hiçbir zaman unutmayacağım. Bu benim gönlümün her zaman bir yerinde kalacak. Bir dağın başında, kimsenin bilmediÄŸi bir yerde bile bir soydaşınız çıkıp size kapısını açıyor, gönlünü açıyor. Bu bence Bulgaristan Türklerinin, soydaÅŸlarımızın en önemli vasfıdır.
Aynı ÅŸekilde yine baÅŸka bir köye gittiÄŸimde kızım olduÄŸunu duyduklarında köyün kadınları tutup ellerindeki kendi kızlarına hazırladıkları çeyizleri verdiler bana. El iÅŸi, tığ iÅŸiydi. Bu nasıl gönlü zenginliktir. Bunları ben gerçekten hiçbir zaman unutamayacağım.
Kızlarımız, gençlerimiz, onların da gelecekleri iyi olsun diye hep uÄŸraşıyoruz birlikte. Bir gün İslimiye’ye gittim, iftar programıydı. Kız çocuklarıyla bir araya geldik. Benim de kızım olduÄŸu için onlarla sohbeti çok seviyorum. “Ne yapacaksınız büyüyünce” dedim. Böyle küçücük 10 yaÅŸlarında çocuklar. İkisi durdu, bana dedi ki, “Biz de annemize yardım edeceÄŸiz büyüyünce”. Yani bir meslek filan” dedim, “Yok, biz annemize yardım edeceÄŸiz” dedi. “Ya niye” dedim. “Ne yapalım” dedi. “Bak, doktor ol, avukat ol” dedim. Böyle baktılar bana, öyle bir gelecek vizyonları ne yazık ki yoktu. Bu durum beni gerçekten üzdü. Hemen orada “Aman bakın, ne güzel iÅŸte, en ÅŸanslılar sizlersiniz. AB vatandaşınız, yani önünüz açık. Yeter ki çalışın ” dedim. Onların gönlünü aldım, teÅŸvik etmeye çalıştım. Çocukların gelecekte, büyüdüklerinde doktor, hukukçu, bilim insanı, akademisyen vs olmaları yerine böyle dar ÅŸeyler düÅŸünmelerini aÅŸmamız lazım. Burada da tabii ki ebeveynlere çok büyük iÅŸ düÅŸüyor. Sivil topluma büyük iÅŸ düÅŸüyor. İnÅŸallah bunlar da gelecek.
Bu düÅŸüncelerle, Bulgaristanlı dostlarımıza ve deÄŸerli soydaÅŸlarımıza yeni yılda saÄŸlık, mutluluk ve huzur dolu bir dönem diliyorum. Kalbimin bir parçası her zaman bu güzel dost ve müttefik ülkede kalacak.
-Bulgaristan'daki Türklerin hür sesi olarak yayın hayatına baÅŸlayan Kırcaali Haber Gazetesi, haftalık olarak Bulgaristan’da çıkan tek Türkçe gazetenin. 500. sayısı çıktı ve haftalık yayına baÅŸlamasının 10. yıldönümü. Bununla ilgili bir mesajınız var mı?
- Kırcaali Haber gazetesinin ve aynı zamanda internet sayfasının bence çok büyük bir iÅŸlevi var. Bunu buraya gelince gördüm. Her ÅŸeyi düzenli takip ediyor. BaÅŸta tabii ki bunun sahibi, Müzekki Bey’e ve çalışanlarına teÅŸekkür etmek istiyorum.
Gönülden çalıştıklarını biliyorum, çünkü bu iÅŸ gönülden yapılmazsa gerçekten zordur. Büyük bir sorumluluk da üstlendiklerini görüyorum. Çalışmalarının baÅŸarılarının her zaman devamını diliyorum.
-Bize ayırdığınız vakit için teÅŸekkür ediyoruz ve önünüzdeki yeni görevlerinizde de baÅŸarılar diliyoruz.
- Çok teÅŸekkürler, saÄŸ olun.













