~~AB üyesi ülkelerin göçmenlere iliÅŸkin takındığı tutum kıta genelinde yeni ittifaklara yol açarken, DoÄŸu ve Batı Avrupa arasına "demir perde" çekiyor.
~~BRÜKSEL - Åžerife Çetin
Avrupa BirliÄŸi (AB) üyesi ülkelerin, 2015 yılından bu yana çözülemeyen göçmen sorununa iliÅŸkin benimsedikleri tutumlar yeni gruplaÅŸmalara yol açarken, kıtaya yeni bir "demir perde" çekiliyor.
Göçmen karşıtı politikalar ile daha ılımlı yol izlemek isteyen üye ülkelerin AB'yi adeta doÄŸu-batı ekseninde böldüÄŸü görülüyor.
Göreve gelen yeni hükümetlerinin takındığı göçmen karşıtı politikalar nedeniyle İtalya ve Avusturya geleneksel olarak bu konuda sert tutum sergileyen DoÄŸu Avrupa ülkelerine yaklaşırken, Batı Avrupa ülkeleri de aralarında anlaÅŸmalar imzalayarak çözüm üretmeye çalışıyor.
ViÅŸegrad grubu yeni dostlar ediniyor
Göçmenlerin birliÄŸe giriÅŸ yapmak için yoÄŸunluklu kullandığı Yunanistan ve İtalya, AB'nin göçmen politikasında temel rol oynayan ülkeler arasında yer alıyor.
Türkiye-AB arasında 2016'da varılan göçmen mutabakatı Yunanistan'ın yükünü ciddi ÅŸekilde azaltarak ülkeye nefes aldırsa da özellikle Libya'dan gelen göçmenler İtalya'yı zorlamaya devam ediyor.
İtalya, bu yıl yapılan seçime kadar göçmen akınını birlik içerisinde alınacak ortak kararlar ile durdurmayı benimserken, seçim sonrası popülist ve aşırı saÄŸcı partilerin koalisyon hükümeti kurması ile soruna bakışını tamamen deÄŸiÅŸtirdi. İtalya'nın yeni hükümetle beraber geleneksel olarak göçmen karşıtı politikalarıyla tanınan ViÅŸegrad ülkelerine (Macaristan, Çekya, Polonya ve Slovakya) yaklaÅŸtığı görülüyor.
AB'nin zorunlu kota sistemiyle birlik ülkelerine yerleÅŸtirmesine karşı çıkarak göçmen kabul etmeyen ViÅŸegrad grubu, İtalyan hükümeti için cazip ittifak seçeneÄŸi sunuyor.
Yeni hükümetin göçmen karşıtı politikalarının bayrağını taşıyan İtalya BaÅŸbakan Yardımcısı ve İçiÅŸleri Bakanı Matteo Salvini'nin göreve baÅŸladıktan sonra halka hitabında "Avrupa içinde sınırlarını savunmak isteyen ve nesillerinin iyiliÄŸini düÅŸünenler arasında yeni ittifaklar kurulmalı." açıklaması İtalya'daki eksen kaymasına iÅŸaret ediyor.
Aynı ÅŸekilde Salvini'nin "AB'nin kurallarını deÄŸiÅŸtirmek için Macaristan'la çalışacağız." ifadesi de İtalya'nın ViÅŸegrad grubuna yakınlaÅŸtığını gösteriyor.
Göçmen karşıtlığı birleÅŸtirici güç
ViÅŸegrad'a yaklaÅŸan diÄŸer AB üyesi de göçmen karşıtı politika önerileriyle ünlenen Sebastian Kurz liderliÄŸindeki Avusturya.
Halihazırda AB Konseyi Dönem BaÅŸkanlığını üstlenen Avusturya, düzensiz göç konusuna çözüm bulmak için tartışmalı "sığınmacı kampları" fikrini güçlü ÅŸekilde destekliyor.
Avusturya BaÅŸbakan Yardımcısı Heinz-Christan Strache açık ÅŸekilde ülkesinin ViÅŸegrad grubuna resmi olarak üye olması gerektiÄŸini savunuyor.
"Avrupa'da güvenliÄŸi saÄŸlamak için düzensiz göçü durdurmamız gerekiyor." diyen Kurz'un bu ülkelerle iÅŸ birliÄŸini göçmen karşıtlığıyla sınırlı tutmaya çalıştığı deÄŸerlendiriliyor.
Öte yandan, Brüksel'le göçmen konusu baÅŸta olmak üzere hukukun üstünlüÄŸü ve demokratik haklar gibi birçok konuda yol ayrımına giren Macaristan ve Polonya gibi üyeler, AB'nin önde gelen ülkeleriyle kurulan göçmen karşıtı ittifakı memnuniyetle karşılıyor.
Macaristan BaÅŸbakanı Viktor Orban'ın Salvini'yle görüÅŸmesinin ardından yaptığı açıklamada, "Avrupa'da ÅŸu anda iki kamp var. Biri (Fransa CumhurbaÅŸkanı Emmanuel) Macron'un öncülüÄŸünde göçü destekliyor. DiÄŸeri de düzensiz göçü durdurmak istiyor." ifadesi birlik genelinde bölünmeyi açık ÅŸekilde gösteriyor.
Batı blokuyla ilişkiler geriliyor
Göçmen karşıtı politikasıyla DoÄŸu Avrupa ülkelerine yaklaÅŸan İtalya, diÄŸer taraftan da geleneksel olarak yakın iliÅŸkiler yürüttüÄŸü İspanya ve Fransa gibi birlik üyelerinden uzaklaşıyor.
Akdeniz'de arama kurtarma faaliyeti yürüten Aquarius gemisiyle geçen ay ortaya çıkan kriz esnasında Fransa CumhurbaÅŸkanı Macron'un, İtalya’nın gemiyi kabul etmeme kararını "gülünç ve sorumsuzluk örneÄŸi" olarak nitelendirmesinin ardından iliÅŸkiler gerildi.
İtalya BaÅŸbakanı Giuseppe Conte, Fransa'yı "ikiyüzlü" olmakla suçlarken, BaÅŸbakan Yardımcısı, Ekonomik Kalkınma, Çalışma ve Sosyal Politikalar Bakanı Luigi Di Maio da Fransa'yı İtalya'nın bir numaralı düÅŸmanı olmaya aday göstererek iliÅŸkilerin ne kadar ileri düzeyde soÄŸuduÄŸunu ortaya koydu.
Fransa'yla diplomatik krizin eÅŸiÄŸinden dönen İtalya'nın, Aquarius gemisindeki göçmenlerine kapısını açan İspanya'yı da "kontrolsüz göçü" desteklemekle suçlaması iliÅŸkilere yeni bir gerginlik boyutu kattı.
Batı'da ikili anlaÅŸmalar ön plana çıkıyor
Batı Avrupa ülkeleri ise görünürde daha ılımlı bir göç politikası savunmaya devam ederken, çözümün "tek bir AB" politikasıyla bulunacağını belirtiyor.
DiÄŸer yandan özellikle göçmen sorununun Almanya'daki koalisyon hükümetini tehdit etmesinin ardından üye ülkeler arasında ikili-üçlü anlaÅŸmaların ön plana çıktığı görülüyor.
Alman basını, göç politikasının damga vurduÄŸu haziran ayındaki AB Liderler Zirvesi kapsamında yaptığı ikili görüÅŸmeler sonucu Almanya BaÅŸbakanı Angela Merkel'in İspanya ve Yunanistan'la üçlü bir anlaÅŸmaya vardığını duyurdu.
Merkel'in Yunanistan'la, gerekli olması durumunda mali yardım karşılığında Almanya'ya bu ülkeden ulaÅŸan bazı göçmenleri geri gönderme konusunda anlaÅŸtığı ifade edildi.
İspanya'dan Almanya'ya ulaÅŸan göçmenlerin bir kısmını geri gönderme konusunda Madrid yönetimiyle de anlaÅŸan Almanya, benzer düzenlemelere açık olduÄŸu sinyalini güçlü ÅŸekilde veriyor.
İkili anlaÅŸmalara yeÅŸil ışık yakan Fransa'nın da İngiltere'yle sınır kontrolüne iliÅŸkin göçmen anlaÅŸması bulunuyor.
Batı Avrupa'nın göçmenlere karşı en ılımlı ülkelerinden İsveç'te ise seçimlerde göçmen karşıtı İsveç Demokratlarının oyunu artırmasının kurulacak hükümetin nasıl bir göçmen politikası benimseyeceÄŸi sorularını beraberinde getiriyor.
Göç politikaları siyasi deÄŸiÅŸimlere tabi
Üye ülkeler arasında yakın zamanda su yüzüne çıkan görüÅŸ ayrılıkları ve ittifak oluÅŸumları esasen AB'nin göçmen politikasına yıllardır çözüm bulamamasından kaynaklanıyor.
Göçmen krizinin doruk noktasına ulaÅŸtığı 2015'ten bu yana geçici çözümlerle sorunu çözmeye çalışan AB'de halihazırda kıtaya yönelik göçmen akınında ciddi azalma olmasına raÄŸmen ülkelerdeki siyasi deÄŸiÅŸimler hem ciddi görüÅŸ ayrılıkları yaratıyor hem de sert kriz rüzgarları estirebiliyor.
En basit konularda bile mutabık kalmakta zorlanan AB ülkelerinin "tek bir göç politikasında" da anlaÅŸamaması, üye ülkelerin iktidar partilerinin siyasi eÄŸilimlerine göre göçmen politikası üretmesine neden oluyor.
Bu nedenle, İtalya ve Avusturya'nın ViÅŸegrad grubuyla ÅŸimdilik oluÅŸturduÄŸu "göçmen karşıtı ittifakın" ya da Batı Avrupa ülkeleri arasındaki anlaÅŸmaların söz konusu ülkelerden birinde siyasi deÄŸiÅŸimle birlikte kısa sürede sonlanma ihtimalini göz ardı etmemek gerekiyor.













