Bazı facebook arkadaÅŸlarım, gazeteci meslektaşım Fatih Özyar’ın tutuklanmasından sonra kendi görüÅŸlerini yazıyorlar.
Bunların arasında, tutuklamaya göbek atarcasına sevinmiÅŸ ifadeler var.
Bazıları da, Hollanda’da insan haklarının kısıtlı olduÄŸunu ifade edenler ile dalga geçiyorlar.
‘Hadi canım sen de, Hollanda’da insan hakları kısıtlı demek saçmalıktır’ anlamında laflar ediyorlar.
Hem de Hollandaca olarak.
Hollanda’da insan haklarının bazı durumlarda nasıl da çiÄŸnendiÄŸini benden daha iyi bilen ve yaÅŸayan yoktur sanırım. Bunun için 10 yıl öncesinde, ‘Hollanda’da bir tek demokrat bile yok’ iddiasında bulunmuÅŸtum.
Hollanda, bazı durumlarda tam bir ‘Polis Devleti’ haline dönüÅŸüyor. İşte o sırada ne insan hakkı ve ne de basın özgürlüÄŸü diye bir kavram tanınmıyor.
Basın özgürsüzlüÄŸü’nden en ağır cezayı alan bir Türk-Hollandalı gazeteci olarak kesinlikle belirteyim ki; Hollanda’da siyaset yapanlar ve haliyle ülke yönetiminde etkili olanlar ile medya mensupları, ‘Derin Devlet’ endiÅŸesi içinde hareket ediyorlar. Bu Derin Devlet etkisi öylesine güçlü ki, en demokrat geçinen siyasetçi dahi sözlerine ve hareketlerine dikkat etmek durumunda kalıyorlar.
ÖrneÄŸin, Hollanda’da Kraliyet ailesi hakkında bir eleÅŸtiri yapmaya kimse cesaret edemiyor.
Kendilerine ‘Cumhuriyetçiler’ diyen bir grup, hiçbir zaman etkili bir eylemde bulunamıyor. Bu Cumhuriyetçiler, Krallık yerine Cumhuriyetin gelmesini istiyorlar. Ama en solcu siyasetçi bile bunu hiçbir zaman gündeme getiremiyor.
Ne acıdır ki, sevelim veya sevmeyelim, Türkiye’mizin CumhurbaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan’a en ağır hakaretleri yapan gazetecileri savunan ve övgüyle söz eden siyasetçiler ve medya, Kral Willem Alexander aleyhine bir çift söz eden bir Türk’ün tutuklanmasına ve 30 gün hüküm giymesine hiç ses çıkarmadılar.
Åžahsen ben de basın özgürsüzlüÄŸü kurbanı oldum.
20 yıl önce Alanya’da, Hollandalı kızları minibüslerine alıp gezmeye götüren ve daha sonra bu kızlara cinsel tacizde bulunduktan sonra birini öldüren lanet olası herifler hakkında bir yorum-haber yazmıştım.
O zaman yönettiÄŸim DÜNYA Gazetesi’nde Türkçe ve Hollandaca olarak yayınlanan bu yorum-haber, Hollanda medyasında da çarpıtılarak yayınlandıktan sonra başıma gelmeyen kalmadı.
Ben yorum-haberimde, cinayeti iÅŸleyenlere lanetler yaÄŸdırmıştım. Bu ara, Hollandalı kızlara bazı tavsiyelerde bulunmuÅŸtum. ‘Türkiye bir İskandinav ülkesi deÄŸil’ demiÅŸtim. Türkiye gibi ülkelerde giyim kuÅŸamınıza dikkat edin, yarı çıplak vaziyette dolaÅŸmayın, hareketlerinize dikkat edin’ demiÅŸtim. Bir ajans muhabiri beni aradı ve mülakat yaptı. DüÅŸüncelerimi açık bir ÅŸekilde ifade ettim. Cinayeti yapanları tekrar lanetledim.
Ama sonra ne oldu biliyor musunuz?
Tam 28 gazeteye servis yapan bu ajansın haber baÅŸlığı ÅŸöyleydi: ‘Türk gazeteci Karaçay, Alanya olayının suçlusu kızlardır’ dedi.
Böyle bir haberden sonra Hollanda’da yer yerinden oynadı tabii. Gazetelere ve haber portallarına gönderilen okuyucu mektupları içinde, ‘Kovun bu Müslüman köpeÄŸi’ diyenler ve ‘Vurun bu kahpe Türk’ü’ diyenler vardı.
Ortalık kabarınca kızların aileleri hakkımda suç duyurusunda bulundular.
Yargılandım.
Savunmamı yapan avukat, basın özgürlüÄŸünden, fikir özgürlüÄŸünden, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarından söz etti ama nafile. Medyanın etkisinde kalan hakimler, kızların ailelerine verilmek üzere, bana 18 bin eoru ceza kestiler.
Temyiz mahkemesine bizzat ben de katıldım. Salonda bulunan ailelere hitaben yaptığım konuÅŸmada, yazdığım uzun yorum-haberin dikkatle okunmasını istedim. Yazımın hiçbir yerinde ‘Kabahat kızlarda’ diye bir ifade olmadığını söyledim. Hatta, aynı haberi aynı baÅŸlıkla yayınlayan Utrecht gazetesi baÅŸyazarının, ertesi günkü yorumunu gösterdim. BaÅŸyazar, ‘Karaçay’ın haberinde böyle bir ifade yok. Biz de haberi yanlış bir baÅŸlıkla verdik.’ diye yazmıştı. Mahkeme bunu bile görmezden gelmiÅŸti.
Kızların ailelerinden özür diledim. Ama nafile, 18 bin euroyu kuzu gibi ödemek mecburiyetinde kaldım.
İşte bu da Hollanda adaleti.
Åžimdi, hiç kimse kalkıp bana, ‘Maval okuyorsun, Hollanda’da fikir özgürlüÄŸü de var, insan hakları da…’ demesin. Bunun aksini daha bir yığın örnekle ortaya koyabilecek deneyimlerim var.
TÜRK MEDYA MENSUPLARINA ÇAÄžRI
Hollanda’da bulunan sevgili meslektaÅŸlarıma bir önerim var. İlan etmiÅŸ olduÄŸum, ‘FATİH ÖZYAR’IN HOLLANDA POLİSİ TARAFINDAN TUTUKLANMASINI PROTESTO EDİYOR VE MESLEKTAÅžIM İLE DAYANIÅžMA İÇİNDE KALACAÄžIMI BEYAN EDİYORUM.’ duyuruma siz de katılın.
Hatta bir araya gelin ve ortak bir bildiri yayınlayın.
Bize karşı yürütülmekte olan saldırılara karşı güçbirliÄŸi yapalım.
Kaleme alacağınız ortak bildiriye, ben de Mersin’den imzamı atarım.