DÜNYA

İŞTE SOYKIRIMCI AMERIKA'NIN SOYKIRIM VE KATLİAM ŞECERESİ

Email :

~ABD’NİN DÜNYADA YAPTIÄžI KATLİAM VE SOYKIRIMLAR- Dr. İlhami PektaÅŸ

250 yıllık tarihi yüzkarası olaylarla dolu olan ABD’nin zulüm ve soykırımları saymakla bitmez. BirleÅŸik Devletler, bağımsızlığını ilan etmeyi baÅŸardıktan sonra, topraklarını geniÅŸletmek amacıyla 1830 yılında çıkarılan “Kızılderili Tehcir Yasası” ile bölgede yaÅŸayan tüm yerlileri kendi topraklarından çıkardılar.

ABD’nin resmi devlet politikası olan Kızılderili soykırımı, Nazi Almanyası’nda Yahudilere karşı uygulanan soykırımdan çok daha büyük bir soykırımdı. ABD’nin resmi makamları Kızılderili kellesi başına 5 dolar ödemiÅŸti. ABD’liler, “Bu vahÅŸi hayvanların yani Kızılderililerin tamamen imha edilmesi gerekiyor”, En iyi yerli ölü yerlidir politikasıyla kıtayı binlerce yıldır üzerinde yaÅŸayan yerli halkın elinden zorla almıştı. Bu kapsamda ilk biyolojik silah, Kızılderililer üzerinde uygulandı. Sürgüne gönderilen Kızılderililere yardım olarak dağıtılan battaniyelere çiçek mikrobu bulaÅŸtırılarak çok sayıda yerlinin öldürülmesi saÄŸlandı. Kızılderili soykırımıyla bugünkü Amerika’nın da temelleri atıldı. Dünyada en büyük soykırım suçlusu Amerika BirleÅŸik Devletleri’dir. Tam yetmiÅŸ milyon Kızılderiliyi kendi vatanlarında katlettiler.

Amerika BirleÅŸik Devletleri demek; uygarlıkların ve kültürlerin yıkımını demektir. Mazlumların kanlarını emerek sömüren bu devlet, “demokrasi, insan hakları ve özgürlük” vaatleriyle kendi zihniyetini, sömürü düzenini, politikasını sürdürmeye devam ediyor. Amerika BirleÅŸik Devletleri tarihi demek;  gerçek anlamıyla iÅŸgallerin, savaÅŸların, soykırımların, iÅŸkencelerin, haksızlıkların, kan ve gözyaşının tarihi demektir. Amerika yaptıklarını meÅŸru göstermek için çizgi romanları, Hollywood filmleri ve yalan yazan bir sürü tarih kitapları ile tüm dünyayı aldatmaktadır. ÖrneÄŸin çoÄŸu Amerikan çizgi romanlarında, filimlerinde, tarih kitaplarında Kızılderililer, kafatası avcısı, barbar, vahÅŸi, saldırgan ve psikopat olarak dünyaya empoze edilmiÅŸtir. Halbuki vahÅŸi, barbar, psikopat ve saldırgan olanlar bizzat kendileridir.

Kızılderililerden sonra ikinci sırayı afrikalı köleler alır. Köle ticareti sırasında 19. yüzyıla kadar toplam 34 milyon 500 bin Afrikalı ve Orta DoÄŸulu kölenin öldüÄŸü biliniyor. Tarihin en büyük soykırımı Avrupalıların Amerika’yı fethinden sonra 1492 tarihinden itibaren yaÅŸandı. Amerikalıların en az 70 milyon Kızılderili’yi öldürdükleri gibi, 35 milyon insanı vatanlarından kopararak köle olarak kullandıklarını tüm tarihçiler kabul ediyor.

İngiliz Parlamentosu’nun raporlarına göre 1768′de Afrika’dan Amerika’ya İngilizler 60.000, Fransızlar 23.000, Hollandalılar 11.000, Portekizler 1.700 köle götürmüÅŸ, o yılda toplam satılan köle sayısı 97.500’ü bulmuÅŸtu. 1787 yılında bu sayı 100.000 zenci köleye ulaÅŸmıştır. Amerika’da 1681 yılında 2 bin Zenci köle varken 1790 yılında 700,000 sayısına, 1860 yılında ise 4 milyona yükselmiÅŸtir.  16. yüzyılla 19. yüzyılın ortalarına kadar toplam 15 milyon zenci köleleÅŸtirilerek Amerika Kıtası’na getirildi. Kölelerin can kayıpları da düÅŸünüldüÄŸünde Afrika’dan koparılan ve gemilere yüklenerek getirilen zenci sayısının 35 milyonun üzerinde olduÄŸu varsayılmaktadır.

1977 yılında yazdığı Medeniyetler DiyaloÄŸu kitabında Roger Garaudy “Batılılar 100 milyonu aÅŸkın Amerika Yerlisini öldürerek dünyada daha önce benzeri görülmemiÅŸ bir soykırım yaptı. Bunun ardından üç yüz yıl süren köle ticareti sırasında en az yüz milyon Afrikalıyı da öldürerek bir baÅŸka akıl almaz soykırımı gerçekleÅŸtirmiÅŸtir.“ demiÅŸtir. Tüm bu soykırımların altında Amerikaya yerleÅŸen ve bugünkü ABD’nin temelini atan batılılar vardır.

Bu baskıcı yönetim ve sömürü düzeni, ABD ekonomisinin büyümesine ve 1870 yılında da dünyanın en büyük ekonomik gücü olmasına neden olmuÅŸtur. Sonrasında yaÅŸanan I.ve II. Dünya Savaşında oynadığı rol de ABD’nin büyük bir askeri güç haline geldiÄŸini bütün dünyaya gösterdi. Nazi Almanya’sının II. Dünya Savaşında yenilmesinin ardından, dünya çift kutuplu bir sisteme yöneldi ve dünyadaki tüm toplumlar, bu iki kutuptan ABD ve SSCB’den birisini seçmek zorunda bırakıldı.

Kızılderili ve afrikalıların 19. yüzyıla kadar soykırıma tabi tutulmasından bugüne, kan ve vahÅŸet imparatorluÄŸunun temelde  hiç deÄŸiÅŸmediÄŸini aksine söylemler, yöntemler ve politikalar bakımından daha da ustalaÅŸtığını anlamak mümkündür. ABD, kendi hakimiyetini ve dış politikasını tamamen yalan ve aldatıcı politikalarının arkasına saklayarak yapmaktadır. Bunun için Amerikan demokrasisi adı altında kullandıkları “İnsan hakları”, “Özgürlük” ve “Adalet” gibi kavramlarla kendilerini bütün dünyaya ÅŸirin göstermeye çalışmaktadırlar.

Dünyadaki tüm darbelerin arkasında ABD vardır. Latin Amerikalılar ÅŸöyle der : “Amerika kıtasında sadece ABD‘de darbe olmaz; çünkü sadece orada ABD büyükelçiliÄŸi yoktur.”

Bu maskeler altında Amerikayı daha yakından tanımak üzere Amerika’nın son yüz yıl içerisinde gerçekleÅŸtirdiÄŸi iÅŸgalleri, saldırıları ve savaÅŸları incelemek yeterli olacaktır.

Tarihi yüz karası kan, zulüm ve katliamlarla dolu olan ABD, baÅŸta Vietnam, Japonya ve Kore olmak üzere, tarihi sırasıyla Küba, Panama, Guetemela, Nikaragua, Meksika, Filipinler, Afganistan, Irak, İran ve Suriye’de yüz binlerce sivili öldürüp, dünya tarihinin en büyük vahÅŸet ve katliamlarına imza atmıştır.

1898 yılında Meksika’yı iÅŸgal etti, aynı yıl Küba’ya girdi.

1921 yılında Nikaragua’yi iÅŸgal etti, Sandino ve 300 kiÅŸiyi katletti.

1945 HİROŞİMA VE NAGASAKİYE ATOM BOMBASI ATILMASI

ABD, 1945 yılında Japonya’ya iki atom bombası atarak yüz binlerce masum sivili öldürüp dünya tarihinin en büyük vahÅŸetini dönemin ABD BaÅŸkanı Harry Truman’ın “Tarihin en büyük olayı” olayı diye yorumladığı katliamı yaparak gerçekleÅŸtirmiÅŸtir. ABD’nin 6 AÄŸustos 1945 tarihinde HiroÅŸima’ya attığı atom bombası ile 140 binden fazla kiÅŸinin ölümüne yol açan ABD, HiroÅŸima’dan üç gün sonra 9 AÄŸustos 1945’te de Nagazaki’ye 2.ci atom bombasını da atarak 80 bin kiÅŸinin sonradan ölenlerle birlikte toplamda 350 bin kiÅŸinin ölmesine ve binlerce insanın da sakat kalmasına neden olmuÅŸtur.

DRESTEN KATLİAMI

II.ci Dünya savaşından sonra Amerikalılar ve İngilizler Almanların savaşı kaybetmelerinin ardından, Dresden kentine sığınan Alman göçmenlerin üzerine 3 gün süreyle havadan bomba yaÄŸdırdı. Saldırılarda çocuk ve kadınların oluÅŸturduÄŸu 200 bin kiÅŸi öldü.

1950-1953 KORE SAVAÅžI

1950 yılında, 3500 Güney Koreli siyasi mahkumun, ‘Kuzey saflarına katılabilirler ÅŸüphesiyle’, topluca öldürülmesi olayının; Amerika’lıların kışkırttığı ve göz yumduÄŸu bilinen bir gerçekti. 1950-1953 yılları arasında Amerikan savaÅŸ uçakları tarafından üç yıl boyunca havadan bombalanan Kuzey Kore’de Solcular ve Sovyet müttefiki iktidarın birleÅŸmesini engellemek için 4 milyon’a yakın insan öldürülmüÅŸtür.

1950 GUATEMELA İŞGALİ

Milliyetçilik programı izleyen Arbenz, Guatemala BaÅŸkanı seçildi. Arbenz, o zamanki Amerikan DışiÅŸleri Bakanı John Foster Dulles ve kardeÅŸi CIA BaÅŸkanı Allen Dulles’ın büyük miktarda kiÅŸisel yatırım yapmış oldukları United Fruit Company ÅŸirketini millileÅŸtirmiÅŸti. Bunun üzerine CIA, Nikaragua diktatörü Somoza’nın desteÄŸi ile Arbenz’i devirtti. Yerine Guatemala Silahlı Kuvvetler BaÅŸkanı Castillo Armas’ı geçirdi. Bu darbe sırasında 200 bin sivil Guatemalalı öldürüldü.

1953 İRAN DARBESİ

ABD, 1953 yılında Moskova yanlısı İran BaÅŸbakanı Musaddık’ı darbeyle devirdi.
Yerine Åžah Rıza Pehlevi’yi getirdi. Böylece Åžah, ABD’yi de arkasına alarak, İran’ın tek yetkilisi oldu. 1 yıl sonra İran topraklarındaki petroller için İngiliz, Fransız ve Amerikan ÅŸirketleriyle anlaÅŸma yaparak ABD’ye borcunu ödedi. İran diktatörü Åžah Pehlevi tarafından, ABD’nin ekonomik, siyasi ve askeri desteÄŸiyle on binlerce İranlı infaz edildi.

1955 ENDONEZYA, LAOS, KAMBOÇYA

1955 yılında Endonezya, Laos, Kamboçya’da çok sayıda CIA operasyonu düzenlendi.

1950-59 KÜBA KATLİAMI

Küba’da 60.000 kiÅŸi ABD destekli Batista birliklerince katledildi.

1960 KONGO KATLİAMI

1960 yılında CIA, Kongo’nun ilk bağımsız devlet baÅŸkanı olan, solcu ve sömürge karşıtı lider Patrice Lumumba’yı öldürdü. ABD bunun ardından, yüz binlerce kiÅŸiyi öldüren gaddar Kongo diktatörü Joseph Mobuto’yu destekledi.  ABD o günden bu yana, kaynak zengini bu ülkede meydana gelen 3 milyon ölümden önemli ölçüde sorumludur. Kendi ülkesinde ve Kongo’da öldürdüÄŸü insan sayısı on binlere varan Ruanda diktatörü Paul Kagame’yi desteklemekte ve korumaktadır.

SoÄŸuk SavaÅŸ dönemi boyunca Güney Afrika’daki ABD destekli apartheid rejiminin ellerinde on binlerce Siyah Afrikalı can verdi.

1961-1962 KÜBA DARBESİ

CIA’in Küba’da Fidel Castro’yu devirmek için planladığı Domuzlar Körfezi Operasyonunda 294 kiÅŸi öldü.

1965-1966 ENDONEZYA KATLİAMI

1965 ve 1966 yıllarında Amerika BirleÅŸik Devletleri, Endonezya’daki demokratik yoldan seçilmiÅŸ solcu hükümetin devrilmesini tertip etmek için Britanya ve Avustralya’yla birlikte çalıştı ve bu darbeyi 500 bin ila 1 milyon arası Endonezyalı köylü, iÅŸçi, aydın ve aktivistin ölümü izledi. Darbeci General Suharto, bunu izleyen otuz yıllık otoriter yönetimi boyunca ABD’den büyük çaplı askeri ve ekonomik yardım aldı. 1975’te Suharto, Washington’daki destekçilerinden, DoÄŸu Timor’u iÅŸgal etmek için onay aldı. Endonezya ordusu, Amerika BirleÅŸik Devletleri’nden ve ABD uydusu İsrail’den geliÅŸkin silah sistemleri edinerek yoksul ada ülkesini ilhak etti ve sakinlerinden en az 180 bin kiÅŸiyi öldürdü.

1970-75 KAMBOÇYA VE LAOS KATLİAMI

1970-75 yılları arasında Kamboçya ve Laos’ta 1 milyon kiÅŸiyi katletti.

1962-1975 VİETNAM SAVAŞI

Vietnam katliamı, ABD ve müttefikleri tarafından 1962-1975 yılları arasında gerçekleÅŸti. 1963 yılında Güney Vietnam BaÅŸkanı Diem öldürüldü. ABD’nin, Vietnam Savaşı boyunca 3 milyon Vietnamlı sivil hayatını kaybetti. Vietnam savaşında Amerika’nın sivil halk üzerinde kullandığı zehirli portakal gazının yaptığı soykırım önemlidir.

1973 ŞİLİ DARBESİ

1973 yılında  Åžili’de Amerika CIA destekli bir darbe ile CumhurbaÅŸkanı Salvador Allende devrildi. Åžili’deki darbe ile birlikte ABD destekli cunta dalgası tüm Latin Amerika’yı sardı ve Küba devriminin etkilerini kıtanın güneyinden silmek için kirli bir savaÅŸ baÅŸladı. 1990 yılına kadar ülkeyi 17 yıl boyunca demir yumrukla yöneten Pinochet döneminde 80 bin insan hapse atıldı, 30 bin insan iÅŸkence gördü, yaklaşık 5 bin Åžili’li sivil hayatını kaybetti.

1974-1983 ARJANTİN KATLİAMI

Arjantin’de ABD tarafından desteklenen ve silahlandırılan rejim ve onun müttefiki ölüm mangaları, 1974-1983 yılları arasında ülkede 30 bin insanı öldürdü.

1977 EL SALVADOR DARBESİ

1977 yılında ABD, El Salvador’daki askeri yönetime destek verdi. 70 bin Salvadorlu öldürüldü.

1980 AFGANİSTAN DESTEĞİ

1980 yılında CIA, Afganistan’ı iÅŸgal eden Sovyet güçlerine karşı savaÅŸmaları için Usame bin Ladin ve örgütünü eÄŸitti. 3 milyar dolar yardım etti.

1980-1988  İRAN– IRAK SAVAÅžI

Yaklaşık 700 bin insan İran-Irak savaşı sonucunda ölmüÅŸtür. ABD, Fransa, İngiltere ve SSCB’nin kışkırttığı ve silah sattığı bu savaÅŸta  ABD, Saddam Hüseyin’i destekledi. Irak’a, milyarlarca dolarlık silah desteÄŸi verdi. 1994 Senato raporuna göre, 1985 – 1989 arası ABD, lisanslı biyolojik ve kimyasal silahlarını Irak’a gönderdi. Bu silahlar Saddam tarafından İran’a ve Kürtlere karşı kullanıldı.

1981-1990 NİKARAGUA Ä°Ç SAVAÅžI

Nikaragua bir Orta Amerika ülkesidir. Ülke 1909 yılında ABD tarafından iÅŸgal edildi ve 1933 yılına kadar da ABD’nin güdümündeki toprak aÄŸaları tarafından yönetildi. ABD o yıl ordusunu Nikaragua’dan çekti ve iktidarı göstermelik bir jestle Anastasio Somoza isimli bir baÅŸka iÅŸbirlikçisine bıraktı. 1981 yılında BaÅŸkan Reagan yönetimi, Nikaragua “kontra”larını eÄŸitti. Nikaragua Amerika BirleÅŸik Devletleri tarafından desteklenen ve finanse edilen devrim karşıtı Kontralar’ın baÅŸlattığı bir iç savaÅŸ ile 50 bin sivil hayatını kaybetti. Dört buçuk milyon nüfuslu ülkede 50 bin kiÅŸinin ölmesine neden olan bu iç savaÅŸ aynı zamanda Sandinista hükümetinin neredeyse bütün kaynaklarını da tüketti.

1983 LÜBNAN KATLİAMI

Lübnan iç savaşı sırasında1983 yılının Eylül ayında Lübnan’da 14.000 deniz piyadesi binlerce kiÅŸiyi katletti.

1983 GRENADA’NIN İŞGALİ

Ekim 1983’te dönemin ABD BaÅŸkanı Ronald Reagan, ‘ulusal güvenliÄŸi, özgürlüÄŸü koruma ve barışı saÄŸlama’ söylemiyle Grenada’ya askeri müdahale yaptı ve burada yüzlerce kiÅŸiyi katletti.

Orta Amerika’daki ABD destekli otoriter rejimler, Ronald Reagan’ın görevde olduÄŸu iki dönem boyunca 300 binden fazla insanı öldürdü.

1989 PANAMA’NIN İŞGALİ

1989 yılında CIA ajanı ve Panama BaÅŸkanı Noriega, Amerika’nın emirlerine karşı çıkmaya kalkışınca, ülkesi ABD tarafından iÅŸgal edildi. Noriega tutuklandı. 3 bin Panamalı sivil öldürüldü.

1991 IRAK’IN İŞGALİ

1991 yılında Sovyetler BirliÄŸinin çökmesiyle, ABD kendisini yeryüzünün en büyük gücü olarak görmeye baÅŸladı. Sovyetler yıkıldığından bu yana kendisini süper güç olarak lanse eden ABD, müttefikleri ile birlikte bütün dünyaya gerçek terörün ne olduÄŸunu gösterdi. İslam ülkelerinin baÅŸlarında olan yöneticilerin tamamını kendisine baÄŸladı.

1991 yılında ABD, Kuveyt’in iÅŸgali üzerine Irak’a girdi. 6 haftada 85 bin ton bomba atıldı. Ürdün Kızılay’ına göre savaÅŸta 113 bin sivil Iraklı öldü. 1991’den 1998’e kadar ise, kötü beslenme ve hastalık nedeniyle yarısından fazlası çocuk olmak üzere 1 milyonun üzerinden Iraklı hayatını kaybetti. Bunun yanısıa ABD, Saddam paniÄŸi yaÅŸayan Arap yarımadasına, milyonlarca dolarlık silah ve uçak sattı. 1991 yılında Birinci Körfez Savaşı olarak adlandırılan savaÅŸta Irak’ı iÅŸgal ederken çok sayıda katliama da imza attı. Bunlardan biri de binlerce sivilin katledildiÄŸi ve tarihe “ölüm otoyolu katliamı” olarak geçen saldırı oldu. ABD ordusu tarafından çok ağır bir bombardımana tabi tutulan oto yol üzerindeki binlerce araç içindeki insanlarla birlikte yanarak kül oldu.

1992-1995 BOSNA HERSEK KATLİAMI

Amerikan askerleri NATO operasyonu çerçevesinde Balkanlar’a müdahale etti ve Yugoslavya’nın bölünmesinden sonra ortaya çıkan etnik çatışmaların bir parçası oldu. 1992’den 1995’e kadar süren “Bosna Savaşı” boyunca tarihte eÅŸine ender rastlanan katliamlar yapıldı ve 250.000’in üzerinde Müslüman BoÅŸnak, Sırplar tarafından BM ve tüm dünyanın gözleri önünde öldürüldü.

1998 SUDAN SALDIRISI

1998 yılında ABD, Sudan’da bir silah fabrikasını bombaladığını açıkladı. Ancak sonra fabrikanın sadece aspirin ürettiÄŸi ortaya çıktı.

2001 AFGANİSTAN  İŞGALİ

CIA tarafından eÄŸitilen, örgütlenen ve beslenen Usame bin Ladin’in, 11 Eylül 2001 tarihinde Dünya Ticaret Merkezi, Pentagon ve Beyaz Saray’ı hedef alan saldırılardan sonra Amerika Afganistan’ı iÅŸgal etti. 2001 yılında El Kaide’nin saldırısına karşılık olarak Amerika, bu iÅŸgal sırasında Afganistan’da 150 bin sivilin ölmesine neden oldu.

 2001-2015 ABD İNSANSIZ HAVA ARACI SAVAÅžLARI

2001’den günümüze “modern zamanların en uç terörist kampanyası” olarak tanımlanmıştır. AraÅŸtırmacı Gazetecilik Bürosu’nun bildirdiÄŸine göre, “Büro veri toplamaya baÅŸladığından beri Afganistan, Pakistan, Somali ve Yemen’de ABD tarafından en az 3,734 drone (insansız hava aracı saldırısı düzenlendi ve 1,427 sivil dahil en az 10 bin kiÅŸi öldürüldü.

2003 IRAK İŞGALİ

2003 yılının Mart ayında, ABD yanına BirleÅŸik Krallığın desteÄŸini de alarak Irak’ın bir çok ülkenin güvenliÄŸini tehdit eden kitle imha silahlarına sahip olduÄŸu gerekçesiyle hem OrtadoÄŸu petrolünü gasp etmek, hem de İslam dünyasının tam kalbinde bir müttefik ve askeri üs daha edinmek amacıyla  Irak’a savaÅŸ ilan etti. Bir milyondan fazla Iraklının katledildiÄŸi ve 4.7 milyon Iraklı evini terk etmek zorunda kaldığı bu ikinci Körfez Savaşı’na ABD “Irak’ı ÖzgürleÅŸtirme Operasyonu” adını verdi. SavaÅŸ sonrasında da gerekçe gösterilen kitle imha silahlarından hiçbir eser bulunamadı.

2003  DARFUR DARBESİ

Darfur, Irak, Suriye ve Somali gibi güney, batı ve doÄŸudaki farklı inanç ve etnik gruplar arasında üçe bölünerek iÅŸgal edilebilir özelikte bir bölge idi.  Buradaki serveti yaÄŸmalamak üzere bölgeye müdahale eden ABD ve müttefikleri ile bu bölgede katliamlar baÅŸlatıldı. Uluslararası kuruluÅŸlara göre Sudanın Darfur bölgesinde bugüne kadar 200-300 bin insan hayatını kaybetti. 2003�te baÅŸlayan silahlı ayaklanma nedeniyle, 2008 yılına kadar yaklaşık 30 bin kiÅŸi katliamdan geçirilmiÅŸ; 200 bin kadar insan açlık ve sefalet nedeniyle ölmüÅŸtür. Yakılıp yıkılan yurtları nedeniyle 2 milyon 700 bin insan tehcir edilip mülteci kamplarında toplanmıştır. BirleÅŸmiÅŸ Milletler (BM) raporlarına göre savaÅŸ suçu nedeniyle toplam 300 bin insan ölmüÅŸtür.

2010- 2018 ARAP BAHARI

Arap Baharı 17 Aralık 2010 Tunus’ta bir gencin kendini yakmasından sonra baÅŸlayarak ardından tüm Tunus halkının giriÅŸtiÄŸi eylemle beraber Arap dünyasına gelen bunalım dönemidir. Tunus,Mısır, Libya, Suriye, Bahreyn, Ürdün ve Yemen gibi ülkeler Arap baharından en çok etkilenen ülkelerdir. Tunus’ta çıkan olaylarda yüzlerce sivil öldü. 25 Ocak 2011’de Mısır’ın en büyük meydanı olan Tahrir meydanında Arap baharının esintileri yayılmaya baÅŸladı. Ülkede gitgide büyüyen isyan nedeniyle Hüsnü Mübarek’in 1981’de baÅŸlayan yönetimi 11 Åžubat 2011 de istifa etmesiyle son buldu. Ülkedeki tartışmaların ve protestoların artmasıyla beraber 1 Temmuz 2013’te Mısır Ordusu ülke yönetimine el koydu. 30 Haziran 2013 ve 31 Aralık 2014 tarihleri arasında 2.600 kiÅŸinin darbe sonucu yaÅŸamını yitirdiÄŸi belirtildi. Mısır’dan sonra Libya’da özgürlük sesleri yükselmeye baÅŸladı. Libya’da daha ağır bilançolara sebep olan protestolar gerçekleÅŸti. Günler geçtikçe ölenlerin sayısı artmaya ve dünya kamuoyu buna tepki göstermeye baÅŸladı. NATO ülkeleri olaylara müdahale etti. Libya’daki olaylarda binlerce kiÅŸi öldü. Bugün ise Libya’da iki ayrı hükümet, iki ayrı meclis var. Karışıklık hala devam ediyor. Bu istikrarsızlıkla birlikte de ABD güdümündeki İŞİD çetesi Libya’da etkisini giderek artırıyor. 2011’de Bahreyn’de özelleÅŸtirilen kaynaklar, gelir dağılımındaki eÅŸitsizlik ve artan iÅŸsizlik oranı protestoların baÅŸlamasında en büyük etken oldu. Hükümet baÅŸlatılan eylemlere çok sert karşılık verdi. Hükümetin sert tepki vermesi, ülke genelindeki birçok kiÅŸiyi etkileyerek protestonun büyümesine sebep oldu. Ülkede karışıklıklar hala devam ediyor. 2011’de ülkedeki yolsuzluk, yoksulluk,  iÅŸsizlik gibi sebeplerle Yemen’in baÅŸkenti Sana’da halk isyan baÅŸlattı. Åžiilerin yemene karşı uygulamalarından ötürü Mansur Hadi’nin duyurusuyla Körfez ülkeleri baÅŸta olmak üzere 10 ülke olaya el koydu. Amerika, Suudi Arabistan ve Mısır gibi ülkeler İran yanlısı gruplara karşı operasyonlar için destek verildi. DiÄŸer Arap ülkelerinden olan Cezayir ve Ürdün’ün iktidarları Arap baharının olumsuzluklarına karşılık halkın isteklerine olumlu cevap verdi. Fakat bu iki ülke her an kendini Arap Baharının içinde bulabilir.

ABD ve Batının özgürlük vaatleri nedense hep zulüm, kan ve ölüm getirmiÅŸtir. Arap Baharı’nın bilançosunu tam olarak vermek mümkün deÄŸil ama tüm bölge kaos ve kargaÅŸaya teslim olmuÅŸ durumdadır. Bu olaylarda yüzbinlerce insan hayatını kaybetti, yaralandı ve evinden oldu.

2011-2013 MISIRDA  ARAP BAHARI VE ASKERİ DARBE

25 Ocak 2011’de 30 yıllık Hüsnü Mübarek rejimi devrildiÄŸinde, tüm dünya Mısır halkını ayakta alkışlıyordu. Arap uyanışı Tunus’ta baÅŸlamıştı ama Mısır’da rejimin uyguladığı ÅŸiddete karşı gösterilen sivil direniÅŸ, Tahrir Meydanı’nı ‘Arap Baharı’nın simgesi yapmıştı. Seçimlerde Müslüman KardeÅŸler’in adayı Muhammed Mursi sandıktan zaferle çıktı. Seçim kazanmıştı. Demokratik seçimlerle baÅŸa gelen ilk Mısır CumhurbaÅŸkanı’ydı.   Mısır’da Arap Baharı baÅŸlıyordu ama 1 yıl sonra askeri darbe yapıldı. ABD, İsrail, batılı ve arap müttefiklerinin desteklediÄŸi darbe sırasında binlerce kiÅŸi öldü.

2011-2018 SURİYE ARAP BAHARI

Daha sonra Suriye’de daha iyi ÅŸartlar altında yaÅŸamak isteyen halk, Esad ve yönetimin uyguladığı rejime karşı protestolara baÅŸladı. Esad’ın protestolara karşı cevabı ise çok acımasız oldu. Suriye’de öyle bir iç SavaÅŸ baÅŸladı ki 2011’den buyana hala dinmedi. Yüzbinlerce insan hayatını kaybetti. Ülkede yaÅŸamın zorlaÅŸmasıyla beraber birçok Suriyeli kendi ülkesinden kaçarak, baÅŸka ülkelere sığındı. 5 milyon kadar Suriyeli dünyanın çeÅŸitli yerlerine sığınmacı olarak yerleÅŸtirildi. Bunun 3 milyondan fazlası ise Türkiye’ye sığındı. 2014 yılında El Kaide’den ayrılan İŞİD’in Suriye ve Irak’ta örgütlenmesi ise Suriye’deki Arap Baharını farklı bir boyuta götürdü. Åžimdi İŞİD’in varlığı Suriye’den çıkarıldı ama olaylar ABD, Suriyenin kuzeyinde PKK-PYD’yi silahlandırarak kendi güdümünde devlet kurmaya çalışmasıyla çok farklı bir hal aldı. Bir yandan muhalifler, Amerikan desteÄŸindeki PKK-PYD ve Sovyet desteÄŸindeki Esat rejimi olarak Suriye’nin 3 bölgeye ayrılması gündeme geldi. ABD, Suriye ve Irak için kiralık askerler ve silahlandırdığı çeteleri kullanarak Orta DoÄŸu politikasını yönetiyor.

2012 MALİ DARBESİ

2012 yılında ABD eÄŸitimi almış bir ordu kaptanı olan Amadou Haya Sanogo tarafından gerçekleÅŸtirildi.

ABD DESTEĞİNDE İSRAİL’İN FİLİSTİN ZULMÜ VE KATLİAMLAR

Filistin halkı on yıllardır İsrail zulmü altında eziliyor. Filistin’de İsrail birçok savaÅŸ suçu iÅŸlemesine raÄŸmen batı bu duruma ne yazık ki tek bir ses bile çıkarmıyor ve ABD tarafından destekleniyor. ABD’nin yardım saÄŸladığı ve silahlandırdığı İsrail hükümeti, yüz binlerce Filistinliyi öldürdü. İsrail ABD askeri yardımının önde gelen alıcılarından biri olup, demir yumrukla Filistinlilerin üzerine korkunç bir ırk ayrımı ve yerleÅŸim rejimi dayatmaya devam ediyor.

Bu sicil dikkate alındığında, Amerika BirleÅŸik Devletleri’nin uzun zamandan beri dünya çapındaki pek çok kiÅŸi tarafından gezegendeki barış ve güvenliÄŸin karşısındaki en büyük tehdit olarak görülmesi pek de ÅŸaşırtıcı deÄŸildir.

ABD, tüm bu savaÅŸ ve kaos ortamında Türkiye dahil nesil savaÅŸ stratejileri uygulamıştır. Bunlar para ve silah yardımı, askeri eÄŸitim, örtülü ödeneklerle çalışan sivil-asker özel kuvvetler unsurları  ile darbeler ve çeteler. Bunların en güzel örnekleri  PKK-PYD, YPG, İŞİD, DAEÅž El Kaide, PeÅŸmergeler, vb. örgütlerdir. Türkiye’nin geliÅŸmesini istemeyen ABD ve Müttefikleri 1960, 1980 darbeleri, 28 Åžubat 1997 post modern darbesi, teknolojik engeller, ambargolar ve PKK terörünün desteklenmesi gibi faaliyetlerle her zaman Türkiye’ye zarar vermiÅŸlerdir.

YENİ SAVAŞLARIN YAŞANACAĞI AFRİKA

Libya’dan baÅŸlayarak Çad, Nijerya ve Kongo’ya uzanan enerji havzalarının ABD’nin 2015 yılındaki enerji ihtiyacının dörtte birini temin edeceÄŸini gösteriyor.  Bu nedenle Somali, Çad, Kenya, Sudan ve Nijerya’da esen son krizler, özellikle de jeolojik araÅŸtırmalar Batı Afrika’daki petrol rezervinin 60 milyar varil olarak belirlenmesi ile Afrika petrolünün imtiyazlarını elde etme amaçlı Amerikan-Çin-Fransız rekabeti kızışmaya baÅŸladı. ABD’nin ithalata bağımlı petrol talebinin bugün için yüzde 16’sı Afrika’dan karşılanıyor. 2015’te bu oranın yüzde 25’e çıkarılması hedefleniyor. Böylece ABD’nin yakın zamanda Afrika iç çatışmalarının odağında tıpkı Orta DoÄŸu’da olduÄŸu gibi bölgeyi ele geçirme planları var. 15. yüzyıldan itibaren sömürgeciliÄŸin, köleliÄŸin ve zengin madenlerin coÄŸrafyası, bolluk içinde kıtlığın kara kıtası Afrika; emperyalist güçlerin gündemlerinde yine ön sıralarda yer alıyor. Dünya petrol rezervlerinin yüzde 10’unu, hidro enerji kaynaklarını, altın, elmas, kobalt, uranyum gibi deÄŸerli ve stratejik madenleri topraklarında barındıran Afrika; dünya siyasetinde emperyalist kamplaÅŸmanın netleÅŸmesiyle önemini giderek arttırıyor. Amerika BirleÅŸik Devletleri, 1999 yılından baÅŸlayarak günümüze kadar Afrika’daki faaliyetlerini ciddi bir biçimde yoÄŸunlaÅŸtırdı. ABD, Fransa ve İngiltere baÅŸta olmak üzere emperyalist güçler, bölgeye müdahalenin gerekçelerini arttırmak için mücadele ediyor. ABD’nin Afrika’ya yönelik siyasal ve askeri müdahale planları, 2008 yılına kurulan AFRICOM’la yeni bir boyut kazandı. Merkezi Almanya’nın Stuttgart kentinde bulunan AFRICOM’un bünyesinde 4 bin asker, hedefinde ise 54 Afrika ülkesinden 53’ü bulunuyor.

GörüldüÄŸü gibi ABD,  tüm dünyaya barış ve özgürlük vaadiyle kan, gözyaşı, acı ve ölüm getirerek hedef aldığı ülkeleri önce kaosa sürükleyip sonra bölünmelerine yol açarak bölgeyi kontrolü altına alıyor ve bölgedeki tüm zengin doÄŸal kaynak yataklarını ele geçiriyor.

Åžu ana kadar yaptığı tüm iÅŸgal ve soykırımlarından da anlaşıldığı üzere ABD, dış politikasını kendi çıkarları ile odaklı tamamen yalana dayalı “İnsan Hakları, Özgürlük ve Adalet “sloganlarıyla kan, gözyaşı, acı ve soykırımlar yaparak gerçekleÅŸtirmiÅŸtir.

Menfaatleri için Kızılderileri yok etmeyi, Afrikalıları köle olarak kullanmayı, atom bombası ve kimyasal silahlar kullanarak katliamlar yapmayı, ülkelerdeki etnik gruplardan faydalanarak onları birbirine düÅŸürmeyi, kardeÅŸ kavgalarını, ülkeleri bölmeyi tüm bunları yaparken de dünyaya ÅŸirin görünerek BirleÅŸmiÅŸ Milletler ve NATO, İnsan hakları örgütleri, IMF ve Dünya Merkez bankası çatısı altında tüm bu teÅŸkilatları yöneterek çok iyi kullanmıştır. Bir de aynı doÄŸrultuda müttefik dediÄŸi İngiltere, Fransa, Almanya gibi ülkeleri de yanına alarak tüm dünyaya meydan okumakta resmen eÅŸkiyalık yapmaktadır. Kendisine karşı gelen, kafa tutan ülkeleri de yine müttefikleri ile beraber gerek ekonomik krizlerle ve gerekse çeteleri ile dize getiren ABD bir gün mutlaka bu yaptıklarının cezasını çekecektir. Gün gelecek iÅŸgale uÄŸrayan ülkeler birleÅŸerek bunlara hak ettikleri en güzel cevabı verecektir. Kimsenin yaptığı yanına kar kalmayacak.

***************************

Did you like this article? Share it with your friends!

4Enregistrer

Written by ilhamipektas
Dr. İlhami PektaÅŸ, ODTÜ Metalurji ve Malzeme MühendisliÄŸi bölümünü bitirdi. Aynı üniversitede yüksek lisans, Gazi Üniversitesi Makinada doktora çalışmalarını tamamladı. Erkunt Döküm ve Makina fabrikası, Tübitak ve MitaÅŸ’ta üst düzey yöneticilik, EreÄŸli Demir Çelik ve Çelbor Boru fabrikasında genel müdür olarak çalıştı. Japonya’da 6 ay yüzey iÅŸlemleri konusunda çalışmalarda bulundu. Halen Ankara OSTİM OSB Teknoloji Merkezi ve Anadolu Raylı Ulaşım Sistemleri Kümelenmesinde koordinatör olarak görev yapan PektaÅŸ ülkemizde yerli üretim ve milli marka çalışmaları ile sanayicilerimize destek vermektedir. Yurt içi ve yurt dışında yayınlanmış çok sayıda bildiri, makale ve kitabı bulunan PektaÅŸ, çok iyi düzeyde İngilizce bilmekte olup evli ve 2 çocuk babasıdır.

Bir cevap yazın
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum

İsim*

E-posta*

İnternet sitesi

Bir dahaki sefere yorum yaptığımda kullanılmak üzere adımı, e-posta adresimi ve web site adresimi bu tarayıcıya kaydet.

© 2021 Dr. İlhami PEKTAÅž | KiÅŸisel Web Sitesi

İlgili Etiketler :

Ilgili Haberler