Dünyanın gözünü çevirdiÄŸi ABD BaÅŸkanı Donald Trump'ın Çin ziyareti, yalnızca diplomatik iliÅŸkiler açısından deÄŸil, küresel ekonomi ve teknoloji rekabeti bakımından da kritik bir dönemece iÅŸaret ediyor.
ABD BaÅŸkanı Donald Trump'ın Çin ziyareti, siyasetin olduÄŸu kadar küresel ekonominin de odağında.
Trump'ın Çin Devlet BaÅŸkanı Åži Cinping ile bir araya gelmesi kapsamında, öncelik olarak diplomasi ve dış politikaya dayalı konuların yer alması beklenirken ekonomik meselelerin de ele alınacağı öngörülüyor.
İkilinin bir araya geldiÄŸi ilk görüÅŸmede olumlu mesajlar verildi. Çin Devlet BaÅŸkanı Åži, "Çin ve ABD zamanın sorunlarına birlikte yanıt vermeli." derken, ABD BaÅŸkanı Trump "Zorluklarla karşılaÅŸtığımızda üstesinden gelmeyi bildik. Birlikte harika bir geleceÄŸimiz olacak." ifadesini kullandı.
Ziyarette, tarafların gümrük tarifeleri, Tayvan ve ABD/İsrail-İran Savaşı konularının ele alınması bekleniyor.
Çin, İran ile ekonomik baÄŸları nedeniyle önemli bir diplomatik oyuncu olarak görülüyor. Her iki liderin havacılık, tarım ve enerji alanlarındaki konuları görüÅŸmesi öngörülürken her iki taraf halihazırda Çin’in Boeing uçakları ve soya fasulyesi alımına iliÅŸkin olası geliÅŸmeleri görüÅŸüyor. Trump ile Åži en son geçen yıl ekim ayında görüÅŸmüÅŸtü.
Uzmanlar, kritik zirvenin olası sonuçları ile görüÅŸmelerin küresel ekonomi üzerindeki etkilerini AA muhabirine deÄŸerlendirdi.
"Teknoloji ÅŸirketleri doÄŸrudan devletlerin jeoekonomik araçları haline geliyor"
Marmara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi ÖÄŸretim Üyesi Prof. Dr. Arzu Al, ABD BaÅŸkanı Trump ile Çin Devlet BaÅŸkanı Åži'nin görüÅŸmesinde enerji, yapay zeka ve teknoloji ÅŸirketlerinin öne çıkmasının küresel güç mücadelesinde ekonomi ve politik dengelerin yeniden ÅŸekillendiÄŸini gösterdiÄŸini söyledi.
Al, günümüzde küresel güç mücadelesinin merkezi klasik askeri kapasitenin yanında teknoloji üretimi, veri kontrolü, enerji altyapısı ve yarı iletken ekosistemleri haline geldiÄŸini ifade etti.
Yapay zeka yarışına bakıldığında ABD'nin halen özel sektör yatırımları, ileri çip teknolojileri ve kapalı model mimarileri açısından lider konumunu sürdürdüÄŸünü kaydeden Al, "Ancak Çin de farkı hızlı biçimde kapatıyor. Özellikle açık kaynak yapay zeka modellerinde, veri ölçeÄŸinde ve devlet destekli teknoloji yatırımlarında oldukça agresif bir strateji izliyor. Bu nedenle teknoloji ÅŸirketleri artık ekonomik aktörler olarak tanımlanmıyor. DoÄŸrudan devletlerin jeoekonomik araçları haline geliyorlar." diye konuÅŸtu.
"Şirketler ile devletler arasındaki sınırlar giderek daha bulanık hale geliyor"
Prof. Dr. Arzu Al, nadir toprak elementlerinin ihracat kısıtlamaları, çip ambargoları ve enerji altyapısına yönelik baskıların da yeni dönemin temel mücadele araçları arasında öne çıktığına iÅŸaret etti.
Åžirketler ile devletler arasındaki sınırların giderek daha bulanık hale geldiÄŸini kaydeden Al, "Bugün birçok ülke, Çin’in düÅŸük iÅŸ gücü maliyetleri, yüksek üretim kapasitesi ve devlet destekli sanayi modeli nedeniyle ithalatını giderek artırıyor. Bu durum da küresel ekonomide Çin’e olan bağımlılığı her geçen gün daha derin hale getiriyor." dedi.
Al, özellikle elektronik, yarı iletken ekipmanları, batarya teknolojileri, nadir toprak elementleri, güneÅŸ panelleri ve ara mal üretiminde Çin merkezli tedarik zincirlerinin küresel ekonominin omurgasına dönüÅŸmüÅŸ durumda olduÄŸunu bildirdi.
"Washington finansal sistemin merkezini kontrol ederken, Pekin küresel üretim sisteminin merkezinde konumlanıyor"
Prof. Dr. Arzu Al, Hürmüz BoÄŸazı çevresindeki gerilimlerin enerji tedarikini tehdit etmesinin küresel üretim zincirlerinde ciddi maliyet artışlarına yol açtığını kaydederek, benzer bir durumun üretim tarafında Çin üzerinden yaÅŸanması halinde ortaya çıkabilecek sonuçların çok daha ağır olabildiÄŸini ifade etti.
Çin'in ABD dahil herhangi bir ülkeye yönelik ihracat kısıtlaması uygulaması ya da stratejik sektörlerde belirli ürünlerin satışını durdurması halinde, küresel üretim zincirlerinde ciddi kırılmaların yaÅŸanabildiÄŸini belirten Al, "Özellikle yüksek teknoloji üretimi, otomotiv, savunma sanayisi, yenilenebilir enerji ekipmanları ve ilaç sektörleri doÄŸrudan etkilenebilir. Çünkü birçok ülke üretim kapasitesini yıllar boyunca maliyet avantajı nedeniyle Çin'e bağımlı hale getirdi ve kısa vadede alternatif tedarik aÄŸları oluÅŸturmak oldukça zor görünüyor." açıklamasını yaptı.
Al, günümüzde ortaya çıkan tablonun yalnızca klasik ticari iliÅŸkiler üzerinden okunduÄŸun eksik kalacağını belirterek, ÅŸunları kaydetti:
"ABD askeri güç, dolar sistemi ve küresel finans mimarisi üzerinden hegemonik kapasitesini sürdürürken Çin de üretim gücü, sanayi kapasitesi ve tedarik zincirleri üzerindeki hakimiyetiyle küresel ekonomi üzerinde benzer ölçekte bir etki alanı oluÅŸturuyor. BaÅŸka bir ifadeyle Washington finansal sistemin merkezini kontrol ederken Pekin küresel üretim sisteminin merkezinde konumlanıyor."
"Çin'in ihracat rakamları rekor seviyelere ulaÅŸtı"
BahçeÅŸehir Üniversitesi ÖÄŸretim Üyesi Dr. Rahmi İncekara da ABD BaÅŸkanı Donald Trump'ın Çin ziyaretinin Çin-ABD iliÅŸkilerini bir kez daha küresel gündemin merkezine taşıdığını belirtti.
Trump'ın geçen yıl ekim ayında Çin Devlet BaÅŸkanı Åži Cinping ile yaptığı son ikili görüÅŸmeyle müjdelediÄŸi, Çin ile yapılan "büyük, güzel anlaÅŸmanın" nihayet dünyaya açıklanma ÅŸansının doÄŸduÄŸu an olmasının beklendiÄŸini söyleyen İncekara, her ne kadar beklentiler yüksek olsa da bu beklentilerin ortaya çıkan gerçeklerle hayal kırıklığına dönüÅŸmesi ihtimalinin de bulunduÄŸunu kaydetti.
İncekara, Çin'in, toplantıya güçlü bir konumdan girdiÄŸine dikkati çekerek, "Çin'in ihracat rakamları rekor seviyelere ulaÅŸtı. Bu durum, ABD ile baÄŸların zayıflamasıyla birlikte dünyanın dört bir yanında yeni ticaret ortakları edinmesinin bir sonucu olarak da okunmalıdır. Çin, kendi geliÅŸmiÅŸ çiplerini üretme ve Nvidia gibi Batılı firmalara olan bağımlılığını azaltma çabalarının yanı sıra robotik alanına da yoÄŸun yatırım yapmaya devam etti." dedi.
Trump yönetiminin ise Çin'i soya fasulyesi ve uçak parçaları da dahil hayati önem taşıyan ABD endüstrilerinden daha fazla mal satın almaya zorlamaya çalışacak gibi göründüÄŸünü dile getiren İncekara, Trump’ın, Çin’e gerçekleÅŸtireceÄŸi resmi ziyarette teknoloji, finans, havacılık ve ticaret alanlarında faaliyet gösteren 16 Amerikan ÅŸirketinin temsilcileri yer aldığına vurgu yaptı.
İncekara, heyette, çip üretimi, yapay zeka, biliÅŸim teknolojileri gibi ABD'nin Çin'e ihracatını kontrol altına almak istediÄŸi kritik sektörlerdeki ÅŸirketlerin temsilcilerine yer verildiÄŸini aktararak, "Bu yöneticiler, sosyal medyadan tüketici elektroniÄŸine, bilgisayar çiplerinden ticari üretime, saÄŸlıktan gıdaya kadar ABD iÅŸ dünyasının geniÅŸ bir yelpazesini temsil ediyor." dedi.
"Çin, ekonomik ve teknolojik geliÅŸimine odaklanmak istiyor"
Çin ekonomisine dair çalışmalarıyla tanınan, eÄŸitimci ve yazar Fatih Oktay ise ABD BaÅŸkanı Trump'ın Çin'e karşı uyguladığı ilave gümrük vergileri, Çinli ÅŸirketlere kısıtlama adımları ve nadir toprak elementleri konularıyla iki ülke arasında yüksek seyreden tansiyonun son dönemde sakinleÅŸtiÄŸini belirtti. İki ülkenin bu sakinliÄŸi koruduÄŸuna dikkati çeken Oktay, "Çin'in bu görüÅŸmedeki ilk amacı bu huzuru korumak olacaktır. Trump, beklenmedik çıkışlar yapabilen bir isim, dolayısıyla onu mutlu edip, iki ülke arasındaki bu sakinliÄŸin sürmesi öncelik olacak. Çin, ekonomik ve teknolojik geliÅŸimine odaklanmak istiyor." dedi.
Oktay, ABD ile Çin arasında gerçekleÅŸtirilecek görüÅŸmenin devamının geleceÄŸini ifade ederek, her ÅŸeyin ilk görüÅŸmede bitmeyeceÄŸini dile getirdi.
Trump'ın, Çin'e öngörülemeyen talepleri gitmesi durumunda, görüÅŸmelerin tahmin edilenden zorlu geçeceÄŸinin altını çizen Oktay, teknoloji, yapay zeka, havacılık ve gıda gibi kritik sektörlerde karşılıklı anlaÅŸma paketleri sunulabileceÄŸini kaydetti.
Oktay, ÅŸu deÄŸerlendirmelerde bulundu:
"Büyük bir ihtimalle görüÅŸmeler sakin ilerleyecek, iki ülke arasındaki iliÅŸkilerde büyük bir deÄŸiÅŸim olmayacak. ABD ile Çin'in en yoÄŸun yarıştığı cephe, yapay zeka. Hepsinin önüne geçiyor buradaki çatışma. Burada iÅŸ birlikleri saÄŸlanabilir."
"Trump'ın amaçlarından biri Çin'i İran petrolünden uzaklaÅŸtırmak"
Asya piyasaları analisti Sadi Kaymaz ise "Bu görüÅŸmeleri evvela stratejik rekabet eksenine oturtmak lazım. Åžu bakımdan, tarafların iliÅŸkileri dostluk rotasına çevirmesi, yakın iÅŸbirliÄŸi istikametine çevirmesi imkansız." dedi.
Çin'in gündeminde her zaman olduÄŸu gibi Tayvan'ın en büyük öncelik olduÄŸunu belirten Kaymaz, ayrıca Çin tarafının bu toplantılarda teknoloji, çip ihracat kısıtlamalarını hafifletmek gibi demirbaÅŸ bir amaç güttüÄŸünü ifade etti.
Kaymaz, Trump'ın ise pazarın ABD ÅŸirketlerine daha fazla açılması, tarım ürünleri ihracatının güçlendirilmesi gibi isteklerle Åži Cinping karşısında yerini alacağını dile getirdi.
Bu noktada görüÅŸmenin en dikkati çekici yanlarından birinin kapalı kapılar ardındaki İran meselesi olacağını vurgulayan Kaymaz, "ABD basınına konuÅŸan Beyaz Saray kaynakları, Donald Trump'ın İran'a baskı yapması için Åži Cinping'i ikna etmeye çalışacağını belirtiyor." diye konuÅŸtu.
Kaymaz, bu noktada Çin'in İran üzerinde Hürmüz BoÄŸazı konusunda sanıldığı kadar etkisinin olduÄŸunu düÅŸünmediÄŸini belirterek, o bakımdan Tahran yönetiminin Hürmüz BoÄŸazı kararında Çin tarafının önemli bir belirleyici rol oynamayacağı öngörüsünde bulundu.
Kaymaz, "Åžu da var elbette, Trump'ın amaçlarından biri Çin'i İran petrolünden uzaklaÅŸtırmak. Bana sorarsanız iÅŸte bu noktada alımları ticari çerçevede çekici bulan Çin'in karşı taleplerle bu alanda geri adım atma ihtimali bulunuyor." deÄŸerlendirmesinde bulundu.















