Türkiye, "savunma sanayisini güçlendirme gerekliliÄŸi" tartışmalarının alevlendiÄŸi son dönemde bu alanda yıllar öncesinde baÅŸlattığı atılımlarla NATO bünyesinde ön planda yer alıyor.
Askeri yetenekleri, stratejik konumu, dış politika araçları, zorlu ve geniÅŸ coÄŸrafyalarda önemli misyonlara katkılarıyla 73 yıldır NATO çatısında eÅŸsiz rol oynayan Türkiye, Ukrayna'da 3 yıldır süren savaÅŸ ve ABD'deki yönetim deÄŸiÅŸikliÄŸiyle İttifak'ın gündemine oturan "güçlü savunma sanayisi" unsurunda hem üretim hem inovasyon ayağında öne çıkıyor.
İttifak içinde terör örgütleriyle doÄŸrudan mücadele eden tek cephe ülkesi Türkiye, NATO'nun sınırlarını korumanın yanı sıra kuruluÅŸ belgesi niteliÄŸindeki Washington AntlaÅŸması'nda yer alan ilkeler ile müttefiklerin savunduÄŸu ortak deÄŸerlerin muhafazasında önemli rol üstleniyor.
Türkiye, bulunduÄŸu coÄŸrafyadaki sınamalar karşısında güvenlik ve istikrar çabalarına katma deÄŸer saÄŸlarken terörle mücadeleden bölgesel ihtilaflara kadar pek çok konuda müttefiklerini bilgilendirmeye ve doÄŸru istikamette yönlendirmeye çaba gösteriyor.
NATO üyeliÄŸinin 73. yılını kutlayan Türkiye, mevcut konjonktürde İttifak'ın sadece ikinci en büyük ordusuna sahip müttefik olarak deÄŸil son yıllarda savunma sanayisinin gösterdiÄŸi geliÅŸmeyle çok geniÅŸ bir yelpazedeki askeri ürün ve teçhizatı üreten ülke olarak ayrıcalıklı konumunu pekiÅŸtirdi.
Türk savunma sanayisinin inovatif yönü, gerek NATO gerek müttefik ülkelerin merceÄŸine girdi.
Ukrayna'daki savaÅŸta kendisini açıkça gösteren bu durum, savaşın ilk senesinin sonunda, Aralık 2022'de dönemin NATO Genel Sekreter Yardımcısı David van Weel tarafından ifade edildi.
Ukrayna'nın savaÅŸ alanında kullandığı Türk yapımı insansız hava araçlarının (İHA) "Ukrayna'da büyük rol oynadığını" belirten van Weel, bunu Türkiye'nin sahip bulunduÄŸu "çok canlı inovasyon ekosisteminin çok iyi örneÄŸi" olarak tanımlamıştı.
2023, kritik silah sistemleri testlerinin ön plana çıktığı bir yıl, geçen senede de Türk hava gücü modernizasyonunun en çok dikkat çeken gündemi Milli muharip uçağı KAAN'ın ilk uçuÅŸu oldu.
KAAN'ın 21 Åžubat 2024'te baÅŸarıyla gerçekleÅŸtirdiÄŸi ilk uçuÅŸun ardından dünya basınında Türkiye'nin savunma sanayisindeki atılımlara olan ilgi ve övgü, gözler önüne serildi.
ABD, İngiltere, Almanya, İtalya baÅŸta olmak üzere NATO'daki güçlü müttefiklerin ulusal basınlarında Türkiye'nin savunma sektörünün son yıllarda TB2, KIZILELMA gibi İHA'lar, elektromanyetik hava savunma sistemleri ve son olarak 5. nesil savaÅŸ uçağı "KAAN" ile geliÅŸimini gösterdiÄŸi belirtildi.
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, geçen hafta düzenlenen ve ABD'de Donald Trump yönetiminin ilk kez temsil edildiÄŸi NATO Savunma Bakanları Toplantısı çerçevesinde yaptığı açıklamalarda Türkiye'nin savunma sanayisinin önemine dikkati çekti.
Rutte, bununla ilgili 12 Åžubat'taki açıklamasında "Türk savunma sanayisinin temeli gerçekten etkileyici." ifadesini kullanarak, yüzlerce kuruluÅŸun inovasyon tarafında çalıştığını, Savunma Sanayii BaÅŸkanlığının parçası olarak binlerce ÅŸirketin bulunduÄŸunu belirtti.
Türkiye'nin son ürünler de dahil olmak üzere en önemli parçaları tedarik ettiÄŸini vurgulayan Rutte, "Türkiye'den sadece daha fazlasını yapmanızı isteyebiliriz." deÄŸerlendirmesinde bulundu.
Türkiye'nin NATO yolculuÄŸu
Türkiye, İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde Atlantik'in iki yakasını kolektif savunma ilkesi etrafında bir araya getirme hedefiyle kurulan NATO'ya ilk geniÅŸlemesinde üye oldu.
NATO, Türkiye'nin katılımıyla güneydoÄŸu kanadında eÅŸsiz bir müttefik kazandı.
Türkiye de güvenlik ve savunma politikasını NATO üyeliÄŸi ekseninde ÅŸekillendirdi, bu sayede göz ardı edilemez bir caydırıcılık saÄŸladı.
NATO'nun, müttefik orduların birlikte çalışabilirliÄŸini saÄŸlayan, bu doÄŸrultuda ortak standartlar geliÅŸtiren ve bunları sürekli sınayan örgütsel yapısı da Türkiye'nin yıllar içinde giderek artan derecede kendi güvenliÄŸini temin edebilecek siyasi, ekonomik, askeri imkan ve kabiliyetlere sahip olmasına olanak saÄŸladı.
Türkiye, zorlu ve geniÅŸ bir coÄŸrafyada İttifak'ın güneydoÄŸu kanadında askeri yetenekleri, operasyonlara katkıları, savunma harcamaları ve sanayisiyle yıllar içinde müttefikler arasında ayrıcalıklı konuma yerleÅŸti.
Türkiye, SoÄŸuk SavaÅŸ yıllarında NATO'nun güneydoÄŸusunda kanat ülkesi olarak son derece önemli bir iÅŸlevi baÅŸarıyla yerine getirdi.
SoÄŸuk SavaÅŸ sonrasında da Avrupa-Atlantik bölgesinde barış umutlarının artmasıyla NATO'nun varlığının sorgulandığı dönemde dahi Bosna Hersek, Kosova, Irak ve Afganistan gibi farklı coÄŸrafyalarda Türkiye, önemini, askeri imkan ve yeteneklerini bu operasyonlarda bizzat üstlendiÄŸi sorumluluk ve rollerle pekiÅŸtirdi.
NATO misyon ve harekatlarına sürdürülebilir mahiyette ve kapsamlı destek saÄŸlayan müttefikler arasında önde gelen Türkiye, Kosova'daki NATO Misyonu'nun (KFOR) komutanlığını yürüterek bu görevi bu sene İtalya'ya devretti.
Avrupa-Atlantik güvenliÄŸine iliÅŸkin tehdit algılamalarının tümüyle deÄŸiÅŸtiÄŸi mevcut ortamda ise NATO, yeniden kolektif savunma yapılanmasına geçmeye baÅŸlarken Türkiye, askeri imkan ve yetenekleri, jeostratejik konumu, güçlü dış politika araçları ve farklı coÄŸrafyalara yayılan ittifaklarıyla NATO'ya çok önemli katma deÄŸer sunmayı sürdürdü.
NATO'nun 75. yılında Türkiye'nin öne çıkan katkıları
Türkiye'nin önemli katkıları, İttifak'ın 75. yılını kutladığı geçen yıl dönemin Genel Sekreteri Jens Stoltenberg tarafından defalarca dile getirildi.
Stoltenberg, özellikle görevi devretmesine günler kala yaptığı uyarılarda ABD'de baÅŸkanlık seçimlerinin yaklaÅŸtığı ve transatlantik ortaklığının zayıflayacağının konuÅŸulduÄŸu dönemde ABD'yi kendini Avrupa ile ortaklıktan izole etmemeye, Avrupa'yı da güvenliÄŸinin güneyde Türkiye'de baÅŸlayıp kuzeyde Norveç'e kadar uzanan NATO ÅŸemsiyesine baÄŸlı olduÄŸunu kabul etmeye çağırmıştı.
Avrupa'nın güvenliÄŸi için AB'nin NATO'ya alternatif olmadığını belirten Stoltenberg, AB üyesi olmayan Türkiye'nin İttifak'ın güney kanadındaki önemli rolünü de defalarca vurgulamıştı.
Stoltenberg, AB'ye üye olmayan müttefiklerin NATO'nun savunma harcamalarındaki payının yüzde 80 olduÄŸuna iÅŸaret ederek, "Bu, sadece kaynaklarla ilgili deÄŸil aynı zamanda coÄŸrafyayla da ilgili. Güneye bakarsanız Türkiye var. AB üyesi deÄŸil ama güney kanadımız için önemli." ifadelerini kullanmıştı.
Görevi 1 Ekim 2024'te devralan Mark Rutte de kameralar karşısındaki ilk açıklamasında İttifak'ın ciddi güvenlik riskleriyle karşılaÅŸtığı mevcut dönemde Türkiye'nin Avro-Atlantik bölgesinin savunmasına önemli katkılar sunduÄŸunu söylemiÅŸti.











