TÜRKİYE

BAŞKAN EMİR KIR İSTANBUL'DA MARMARA VAKFI'NIN '29. EKONOMİ ZİRVESİNE' KATILDI

Email :

İstanbul’un köklü ve saygın kuruluÅŸlarından Marmara Vakfı tarafından bu yıl 29’uncusu düzenlenen Ekonomi Zirvesi, iÅŸ dünyası, akademi, kamu ve sivil toplum temsilcilerini bir araya getirdi. Zirveye katılan isimler arasında yer alan Saint Josse Belediye BaÅŸkanı Emir KIR etkinlik kapsamında gerçekleÅŸtirilen oturumlarda önemli deÄŸerlendirmelerde bulundu.

Bu yıl “Küresel Sorumluluk” ana temasıyla gerçekleÅŸtirilen zirvede, “Su ve YeÅŸilin TükendiÄŸi Bir Gezegende YaÅŸamak” baÅŸlığı altında sürdürülebilirlik, çevre bilinci ve su kaynaklarının korunmasına yönelik çalışmalar ele alındı. Saint Josse Belediye BaÅŸkanı Emir KIR konuÅŸmasında su yönetimi ve çevresel sürdürülebilirlik alanında yürütülen projeleri paylaÅŸarak, geleceÄŸe yönelik çözüm önerilerine dikkat çekti.

Alanında uzman konuÅŸmacılar ve seçkin katılımcılarla zenginleÅŸen zirve, farklı sektörlerden temsilcilerin görüÅŸ alışveriÅŸinde bulunduÄŸu verimli bir platform olma özelliÄŸini bir kez daha ortaya koydu.

Programın sonunda, baÅŸta Akkan Suver olmak üzere organizasyonda emeÄŸi geçen herkese teÅŸekkür edilerek, Ekonomi Zirvesi’nin gelecek yıllarda da aynı baÅŸarıyla devam etmesi temennisinde bulunuldu. BaÅŸkan Emir Kır’ın konuÅŸmasını sizlerle paylaşıyoruz:

Saint-Josse Belediye BaÅŸkanı Emir KIR’ın İstanbul KonuÅŸması – 11-13 Mayıs 2026 – 29. Avrasya Zirvesi

Hanımlar, Beyler ve Değerli Konuklar,

Her yıl olduÄŸu gibi, bu Avrasya Ekonomi Zirvesi vesilesiyle sizlerle yeniden bir araya gelmek benim için büyük bir onurdur. Bazı krizlerin çok öne çıktığı… bazılarının ise sessizce ilerlediÄŸi bir dönemde yaşıyoruz. 

Su krizi de bunlardan biridir.

Ve aslında gündelik hayatımızda her yerde karşımıza çıkmaktadır. Dünya ölçeÄŸinde bu kriz farklı ÅŸekillerde ortaya çıkmaktadır:

bazı ülkelerde su kıtlığı, bazılarında ise her ÅŸeyi sürükleyip götüren seller, baÅŸka yerlerde ise kirlilik, çölleÅŸme, buzulların erimesi ÅŸeklinde karşımıza çıkar.

Ancak özünde gerçek hep aynıdır.

Su, giderek toplumsal eÅŸitsizliklerin bir göstergesidir. Bir halk saÄŸlığı meselesi, ekonomik bir neden ve zaman zaman siyasi gerilim kaynağı haline gelmektedir. Ä°klim deÄŸiÅŸikliÄŸi, krizler ve savaÅŸlar nedeniyle kırılganlaÅŸan bir dünyada, su sorunları daha da önemli bir probleme dönüÅŸmektedir. Su olmadığında, insanlar göç etmek zorunda kalıyor. Adil bir dağılım olmadığında ise, gerilimler artıyor. Çatışmalar patlak verdiÄŸinde, altyapılar tahrip oluyor, ÅŸebekelerin bakımı yapılamıyor, kaynaklar kirleniyor.

Bu durumda suya eriÅŸim bir hayatta kalma meselesine dönüÅŸüyor. Su artık yalnızca doÄŸal bir kaynak deÄŸildir. O artık insan onuru, istikrar ve barış meselesi haline gelmiÅŸtir. Bugün bizi burada bir araya getiren konu da tam olarak budur. Ä°zin verirseniz ÅŸimdi biraz kendi ülkeme dönmek istiyorum.

Belçika’da bazen kendimizi korunmuÅŸ hissediyoruz.

Sonuçta sık sık yaÄŸmur yağıyor.

Ama gerçek farklıdır. Belçika, aşırı su stresi yaÅŸayan ülkeler arasında yer almaktadır ve hatta Kuzey Avrupa’da bu durumda bulunan tek ülkedir. Bu çok basit bir gerçeÄŸi bize gösteriyor. Her yıl mevcut suyun büyük bölümünü tüketiyoruz. OECD verilerinde Belçika’nın, nüfus yoÄŸunluÄŸu dikkate alındığında, tatlı su kaynakları bakımından nispeten yetersiz bir ülke olduÄŸunu belirtmektedir. Buna aşırı ÅŸehirleÅŸmeyi, su geçirmez toprakları,tarım ve sanayi alanında, federal, bölgesel ve belediye düzeyinde karmaşık yönetim ÅŸeklini de eklemeliyiz.

Ancak asıl zorluğumuz başka bir noktadadır.

Biz suyu tahliye etmeye dayalı bir model inÅŸa ettik. YaÄŸmur yaÄŸdığında su hızla kanalizasyonlara… ardından da denize yönlendiriliyor. Su ne tutuluyor, ne topraklar sulanıyor ne de yeterince deÄŸerlendiriliyor. Dolayısıyla ÅŸu paradoksla karşı karşıyayız :

• YaÄŸmur yaÄŸdığında fazla su,

• Kurak dönemlerde ise yetersiz su.

Bugün karşı karşıya olduÄŸumuz en önemli zorluk: Suyu düÅŸtüÄŸü anda tutmak, eksik olduÄŸunda korumak, kirlendiÄŸinde arıtmak ve adil biçimde paylaÅŸmakdır. Ä°ÅŸte tam da bu nedenle yerel yönetimler büyük önem taşımaktadır.

Çünkü çözümler çoÄŸu zaman bir mahallede, bir sokakda, bir okulda ya da bir konutta baÅŸlamaktadır. Brüksel’in merkezindeki en yoÄŸun nüfuslu belediye olan Saint-Josse’da bu meseleler teorik deÄŸildir. Günlük yaÅŸamın bir parçasıdır. Bazı mahallelerde yüzeylerin %90’ından fazlası suyu geçirmiyor.

Bu durum karşısında, İklim Planımız çerçevesinde net bir siyasi tercih yaptık. Suya bakış biçimimizi tamamen deÄŸiÅŸtirdik. Oysa yıllarca suyu tahliye etmeye çalışmıştık. Bugün ise tam tersini yapıyoruz:

Suyu tutuyor, yeniden kullanıyor ve deÄŸerlendiriyoruz. Bu somut olarak ne anlama geliyor? Bu, bölgemizi aÅŸamalı olarak dönüÅŸtürdüÄŸümüz anlamına geliyor.

Okul bahçelerimizi yeÅŸillendiriyor, kamusal alanlarımızı suyu geçirgen hale getiriyor, binalarımızı yaÄŸmur suyu depolarıyla donatıyor ve vatandaÅŸlarımızı da aynı ÅŸeyi yapmaları için teÅŸvik ediyoruz.

Toplanan bu su daha sonra özellikle yeÅŸil alanların sulanmasında kullanılıyor. Aynı zamanda israfla da mücadele ediyoruz. Bu da suyun daha iyi bir yönetimini gerektiriyor: tüketimi takip etmek, kaçakları tespit etmek ve israfa karşı farkındalık oluÅŸturmak.

Ayrıca riskleri de öngörüyoruz:

Sel riski taşıyan bölgeleri belirliyor, bu meseleleri imar izin süreçlerine ve kentsel planlamaya sistematik biçimde entegre ediyoruz. Son olarak, su kalitesi konusunda da da hamlelerimiz var. KirliliÄŸi sınırlandırıyor, okulları ve vatandaÅŸları bilgilendirici projelere dahil ediyoruz.

Tüm bu çalışmaların ortak amacı ; yaÄŸmur suyunun artık bir atık deÄŸil, bir kaynak haline gelmesini saÄŸlamak.

Uzun vadede ise amacımız:

Gereksiz su kayıplarının artık olmadığı bir belediye modeline yönelmek.

Ama özünde, su meselesi bir yaÅŸam kalitesi meselesidir.

Bu;

• Yaz aylarında daha serin bir sokak demektir.

• Daha zengin bir biyolojik çeÅŸitlilik demektir.

• Sel riskine daha az maruz kalan bir konut demektir.

• Daha yaÅŸanabilir bir kamusal alan demektir.

• Ve aynı zamanda daha kontrollü faturalar demektir.

Bizim gibi yoÄŸun nüfuslu ve halkın yoÄŸun yaÅŸadığı bir belediyede bu durum doÄŸrudan vatandaÅŸlarımızı etkilemektedir. Dolayısıyla bu aynı zamanda bir sosyal adalet meselesidir. Sözlerimi basit ama önemli bir cümle ile tamamlamak istiyorum:

Su sınır tanımaz.

Büyük krizler zirvelerde tartışılırsa da… çözümler çoÄŸu zaman belediyelerde, vatandaÅŸlarla birlikte inÅŸa edilir.

Beni dinlediÄŸiniz için hepinize teÅŸekkür ederim.

BELÇİKA

Belçika’nın uluslararası ekonomideki aktif rolü ve diÄŸer Avrupa ülkelerine gerek fiziki, gerekse ekonomik anlamda iyi bir geçiÅŸ noktası olma özelliÄŸi, ülkeyi özellikle Avrupa’da yapılması planlanan faaliyetler açısından iyi bir partner konumuna taşımaktadır.

Avrupa BirliÄŸi’nin ve diÄŸer birçok uluslararası organizasyonun merkezi olması nedeniyle Belçika, bu kurumların çok sayıda personelini barındırmakta ve bu da ülkeyi, inÅŸaat sektörünün de da aralarında bulunduÄŸu birçok sektörde önemli bir irtibat merkezi haline getirmektedir.

İhracat potansiyeli yüksek bir ülke olan Belçika'da bir çok ürünün re-eksportu yapılmaktadır.

Bu yapının ülkemiz menÅŸeli ürünlerin ihracatının artırılmasına imkan verebileceÄŸi deÄŸerlendirilmektedir.

Türkiye'nin ihraç ettiÄŸi mevcut ürünler arasına katma deÄŸeri ve getirisi yüksek ürünlerin ilave edilmesi Belçika ile olan dış ticaret açığımızın kapatılması yolunda etkili olmaktadır. Özellikle, Belçika'da GSYH içerisinde payı artan hizmet sektörü göz önüne alındığında, bu sektörün kullanımına yönelik telekomünikasyon ürünlerinin yanısıra, elektrikli ve elektriksiz makina ve teçhizat, hazır gıda ürünlerinin ihracı, ülkemiz ihracat gelirlerinin artmasında etkili olabilecektir.

DiÄŸer taraftan, ülkemiz menÅŸeli ürünlerden oto yedek parçaları, hazır giyim ve çeÅŸitli tekstil ürünleri, inÅŸaat malzemeleri ve gıda ürünleri Belçika pazarında ilgi çekici ürünler olma özelliÄŸini korumaya devam etmektedir. Özellikle Belçika’da inÅŸaat sektörüne yönelik mal ve hizmetlerdeki 73 kalitenin yüksekliÄŸi de, ikili iÅŸbirliÄŸi olanakları açısından önemli bir unsur olarak sıralanması yanlış olmayacaktır.

İnÅŸaat sektöründe göze çarpan bir husus da, Belçika’nın Afrika ülkeleri baÅŸta olmak üzere az geliÅŸmiÅŸ ülkelerle yürütmekte olduÄŸu ekonomik iÅŸbirliÄŸi ve kalkınma programları çerçevesinde yapılan projelerdir. Anılan projelerde Belçika’nın Afrika ülkeleriyle geçmiÅŸten gelen baÄŸları, Türk müteahhitlik firmalarının ise sektördeki deneyimlerinin birleÅŸtirilmek suretiyle iÅŸbirliÄŸine gidilmesinin büyük bir sinerji yaratacağı düÅŸünülmektedir.

Benzer bir ÅŸekilde Belçika, Libya gibi ‘Arap Baharı’ sonrası kurulan demokrasiler ile iÅŸbirliÄŸi olasılıklarını araÅŸtırmaktadır. Bu ülkelerde Türk müteahhitlerinin bilgi birikimi ve deneyimi, ortaklık vesilesiyle projelere dönüÅŸme potansiyeli taşımaktadır.
Belçika'da yaÅŸayan 200.000 dolayında Türk vatandaşının, ülkemiz ihracatının ve gerek Belçika’daki Türk yatırımlarının, gerekse Türkiye’deki yatırımların artırılmasında etkili olabileceÄŸi düÅŸünülmektedir. Bununla birlikte, halihazırda Belçika’da yerleÅŸik vatandaÅŸlarımız tarafından kurulmuÅŸ bulunan ÅŸirketler, daha çok küçük ölçekli giriÅŸimlerdir.

Ortak yatırım imkanlarının artırılması ülkemiz ihracat potansiyelinin artırılmasında etkili olacaktır. Belçika'da iÅŸ gücü maliyetleri nedeniyle tekstil ve demir çelik, mobilya gibi sanayiler ile diÄŸer emek yoÄŸun sanayiler ülke dışına çıkma eÄŸilimindedir.

DiÄŸer taraftan geliÅŸmiÅŸ tarım teknolojisinin ülkemizde yatırımlara yönlendirilmesi imkanları bulunmaktadır. Ülkemizde bu yatırımlar için uygun altyapının hazırlanması geleceÄŸe yönelik kalıcı ihracat potansiyeli yaratabilecektir.

Bu arada Belçika Devleti Marmara Grubu Vakfı’nın çalışmalarına büyük alaka göstermektedir. Avrasya Ekonomi Zirveleri’ne zaman zaman Bakan ve milletvekili düzeyinde katılan Belçika Devleti’nin sivil toplum kuruluÅŸları da Marmara Grubu Vakfı’nın çalışmalarına zaman zaman evsahipliÄŸi yapmakta çoÄŸu zamanda katılım saÄŸlamaktadırlar.

IRRI (Royal Institute for Intennational Relations) ile Palais d’ Egmont Sarayı’nda tertiplediÄŸimiz toplantımıza Belçika Bakan seviyesinde katılmıştı. Dönemin Devlet Bakanı Prof. Dr. François-Xavier De Donnea’nın yer aldığı çalıştayımıza Belçika aydınlarından, akademisyenlerinden ve gazetecilerden yaklaşık 400 kiÅŸinin katılımı bir sivil toplum kuruluÅŸu olarak Marmara Grubu Vakfı’nın hafızasındadır.

İlgili Etiketler :

Ilgili Haberler